Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Okunma Süresi: 3 dakika

Giriş – Aydınlatma Yükümlülüğü

Belirli bir sigorta ilişkisine girmek isteyen kişilerin, gerek sözleşmenin müzakeresi gerekse kurulması esnasına; işbu sözleşmenin konusu, teminatları ve diğer özellikleri hakkında oluşabilecek bilgi eksikliklerinin giderilmesi ile sözleşmenin devamı sırasında ortaya çıkabilecek ve sözleşmenin işleyişi ile ilgili olarak sigorta ettireni, sigortalıyı veya lehtarı etkileyebilecek nitelikteki değişiklik ve gelişmelerden sigortacı tarafından ilgililerin haberdar edilmesi yasal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bu minvalde sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayan ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam eden “sigortacının” bilgilendirme yükümlülüğünün amacı; sözleşmenin müzakeresi, kurulması ve devamı sırasında sigorta ettirene, sigortayla ilgili teknik konularda yardımcı olmak, yapılacak veya yapılmış sigortacılık işleminin özellikleri ve sözleşmeye konu sigorta teminatı ile sigortanın işleyişi hakkında gerekli her türlü bilgiyi sözlü ve yazılı olarak dürüstlük ilkeleri çerçevesinde sağlamaktır. Dolayısıyla bu minvalde kanun koyucu tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ve Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik (“BİY”) ile sigortacının aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin bir takım düzenlemeler getirilmiştir.

 

     I.          Bilgilendirmeye İlişkin Genel İlkeler

TTK uyarınca sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri ve gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirmek ile yükümlüdür. Ancak telefon, çağrı merkezi, internet ve benzeri iletişim araçları kullanılarak uzaktan pazarlama yöntemleriyle yapılan sigorta sözleşmelerinde olduğu gibi, tarafların fiziki olarak karşı karşıya gelmesinin ve işin gereği olarak yazılı bilgilendirme yapılmasının söz konusu olmadığı hallerde yazılı bilgilendirme şartı aranmayabilir. [1]Burada önemle belirtmek gerekir ki, bu halde sigortacı asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispat ile yükümlüdür. Sigortacı ayrıca TTK gereği uyarınca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri de sigortalıya yazılı olarak açıklamak ile yükümlü bulunmaktadır.

 

Bu kapsamda sigortacı, bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirirken, sadece bilgilendirme formunu imzalatmak veya sorulara cevap vermek şeklinde aktif davranışlarda bulunarak sorumluluktan kurtulamaz. Sigortacı aynı zamanda sigorta ettiren tarafından yanlış anlaşılabilecek davranışlardan kaçınmak ve yanlış anlamaları düzeltmekle de yükümlüdür.[2]

 

  II.          Bilgilendirme ile Yükümlü Olanlar

Sigortacı, sigorta sözleşmelerinde belli bir meblağ karşılığında riski taşıyarak, riskin gerçekleşmesi halinde zararı gidermek veyahut anlaşılan meblağı ödemekle yükümlü olan taraftır.[3]Sigortacılık Kanunu’na göre; sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya karşı yapılacak olan bilgilendirme yükümlüğüne ilişkin esaslar yönetmelikle düzenlenecektir. Bu minvalde BİY’in 6 maddesi uyarınca bilgilendirme; sigortacı ve onun acenteleri tarafından yapılacaktır. İşbu husus TTK 1423’te de paralel bir şekilde düzenlenmektedir. Ancak unutulmaması gerekir ki; acente yükümlülüğün yerine getirilmesinde “sigortacının yardımcısı” konumundadır. Dolayısıyla eksik ya da hatalı bir bilgilendirmenin acente tarafından yapıldığı gerekçesiyle sigortacının sorumluluktan kaçınması mümkün bulunmamaktadır. Pek tabii sigortacı bu yükümlülüğünü sadece sigorta ettirene değil, talep halinde sigorta korunmasından yararlanacak diğer kişilere karşı da yerine getirmek zorundadır.[4]

III.          Yükümlülüğü İhlalin Yaptırımı

BİY’in 7. maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinin müzakeresi, kurulması ve devamı sırasında, bilgilendirme yükümlülüğü gereği gibi yerine getirilmemiş veya sigortacı hakkında yanıltıcı bilgi verilmiş ya da bu veya BİY’in 8. maddesine göre düzenlenen bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş yahut bilgilendirme formunda yer alan bilgiler gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmiş ve bu hallerden herhangi biri sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise, sigorta ettiren sigorta sözleşmesini feshedebileceği gibi, varsa uğradığı zararın tazminini de talep edebilecektir.

Bu kapsamda öncelikle culpa in contrahendo sorumluluğuna değinmekte fayda bulunmaktadır. Culpa in contrahendo, sözleşme görüşmeleri sırasındaki kusur anlamına gelmektedir. Taraflardan biri sözleşme müzakereleri sırasında yükümlülüklerine aykırı davranarak, açıklaması gereken hususları açıklamama, yanlış bilgi verme, gereken dikkati göstermeme veya akit yapma niyeti olmadan müzakereye girme sonucunda karşı tarafı bu yüzden zarara uğratırsa, kusurlu davranan tarafın, diğer tarafın zararını tazmin etmesi gerekeceği kabul edilmektedir.[5]

TTK’nın 1423. maddesinde düzenlenen aydınlatma yükümlülüğü hükmünde ise, yükümlülüğe aykırılık hâlinde sigorta ettirene sözleşmeye on dört gün içerisinde itiraz etme hakkı tanınmıştır.[6] Madde metninden anlaşıldığı kadarıyla, itiraz herhangi bir şekle bağlı değildir. Önemli olan, itirazın süresi içinde yapılması ve sonradan gerektiğinde ispat edilebilmesidir.[7]

Bu minvalde, sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünü ifa etmemesi halinde şu müeyyideler uygulanabilecektir: Sigortacı eğer sigorta sözleşmesinin müzakeresi sırasında bilgilendirme yükümlülüğünü ifa etmemiş ve bu nedenle sözleşme akdedilmemiş ise, karşı taraf “culpa in contrahendo” sorumluluğa başvurabilecektir. Ancak sigorta sözleşmesi kurulmuşsa, bu takdirde sözleşmenin kurulmasından önce veya sonraki bilgilendirme yükümlülüğünün ifa edilmemesi halinde sigorta ettirenin “sözleşme sorumluluğu” esaslarına göre tazminat talebinde bulunması mümkün olacaktır.[8]

BİY’in yukarıda belirttiğimiz üzere 7. maddesi düzenlemesi kapsamında ise belirtilen hallerin varlığı durumunda sigorta ettirenin sözleşmeyi fesih hakkı söz konusu olabilecektir. Ancak burada unutulmaması gereklidir ki; bu hallerin herhangi birinin varlığı fesih için tek başına yeterli olmamakta, sigorta ettirenin direkt olarak fesih hakkına sahip olması için bu hususların aynı zamanda kendisinin sözleşme yapma kararını etkilemiş olmasını da gerektirmektedir.

Saygılarımızla,

Kılınç Hukuk & Danışmanlık

[1] Prof. Dr. ÇEKER, Mustafa, Sigorta Hukuku, 10. Baskı, Eylül 2014, Adana, sf.80

[2] ÇEKER, sf.81

[3] AKGÜN, Evrim, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirme Yükümlülüğü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2010, sf. 23

[4] ÇEKER, sf.82

[5] AKGÜN, sf.78

[6] Doç.Dr. ÖZDAMAR, Mehmet, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Bağlamında Sözleşme Öncesi Aydınlatma Yükümlülüğünü İhlâl Eden Sigortacıya Uygulanacak Yaptırım Sorunu, İÜHFM C. LXXI, S. 2, 2013, sf. 355

[8] AKGÜN, sf.80

MAKALELER SAYFASINA DÖN

@