Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Aralık 17, 2020

Elektronik Ticaretin Vergisel Boyutu

İnovasyon ve Fintech Departmanı
Okunma Süresi: 4 dakika

      I.          GİRİŞ

Dijital dünyaya geçiş ve özellikle Covid-19 salgını sonrasında yaşanan gelişmeler ile hayatımızın önemli bir parçası haline gelen elektronik ticaret (“e-ticaret”) alışveriş alışkanlıklarımızı değiştirmiş, ticari faaliyetlerin yürütülmesinde çok etkin bir araç haline gelmiştir. E-ticaret kendi başına bir sektör haline gelmiş ve işletmeleri ticari faaliyetlerini sanal ortama taşımaya zorlamıştır.

Elektronik ticaretin pek çok farklı sektör açısından fiziken yürütülen ticari faaliyetler ile yarışır bir hacim elde etmesi vergilendirme konusunu da gündeme getirmiştir. Elektronik ortamda yapılan ticaretin nasıl vergilendirileceği konusunda tartışmalar sürmekte olup mevcut hukuki düzenlemeler e-ticaretin vergilendirilmesinde yetersiz kalmaktadır. Çoğu zaman fiziken yürütülen ticari faaliyetlerde dahi vergi beyanında bulunulmaması, elektronik ortamda gerçekleştirilen ticari faaliyetlerde bu riskin daha yüksek olması ve bu durumun devlet nezdinde vergi kayıplarına sebep olması nedeniyle söz konusu vergilendirilmeyen ekonomik işlem ve faaliyetlerin azaltılması için yeni düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir. Bu makalede Türk vergi sisteminde e-ticaretin vergilendirilmesine ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.

    II.          E-TİCARETİN VERGİLENDİRİLMESİNDE TEMEL SORUNLAR VE E-TİCARETTE VERGİ TÜRLERİ

Çağımıza damgasını vurmuş olan e-ticaret mevcut vergi kanunlarının teknoloji kadar hızlı gelişememesinden kaynaklanan vergilendirme sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Ticari faaliyetlerde zaman ve fiziksel uzaklık kavramlarının ortadan kalkmasını sağlayan e-ticaret, işletmelere ve tüketicilere birçok avantaj sağlasa da, devlet açısından önemli vergi kayıplarına sebep olmaktadır. E-ticaretin vergilendirilmesinde işyerinin, kazanç sağlayan ticari faaliyetin ve e-ticaretin coğrafi sınırları kaldırması sebebiyle vergilendirme hakkına sahip olan ülkenin tespiti zorlaşmaktadır.

İlk olarak, gelirin bir ülkede elde edilmiş olabilmesi için sabit bir işyerinin mevcut olması gerekmektedir. Bu yüzden e-ticarette sabit bir işyerinin olup olmadığı, bu işyerinin hangi ülkede olduğu sorularının cevaplandırılması vergisel açıdan önemli olmaktadır. Buna karşılık e-ticarette işyerinin gerçek yerinin tespiti de oldukça güçtür.

Türkiye’de e-ticaret faaliyetlerinden elde edilen kazanç ve iratlar, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (“GVK”) ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. GVK’nın 7. maddesinde, ticari kazancın Türkiye’de elde edilmesi; kazanç sahibinin Türkiye’de işyerinin olması veya daimî temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla sağlanması şartına bağlanmıştır. Buna ek olarak, yurt dışından internet aracılığıyla Türkiye’de satış yapılması halinde vergilendirmenin nasıl olacağıyla ilgili 30.12.2011 tarihli Gelir İdaresi Başkanlığı’nın özelgesi bulunmaktadır. Bu özelgeye göre; internet sitesi üzerinden ticaret yapan kişi, internet sitesini barındıran bir sunucuyu tasarrufu altına alıp çalıştırdığı takdirde, bu sunucunun yerleştirildiği yer kişinin iş yerini oluşturmaktadır. Böylece, internet üzerinden yapılan satışlarda sunucunun Türkiye’de bulunmaması halinde, vergilendirme yetkisi sunucunun bulunduğu ülkeye ait olacaktır.

İkinci olarak, e-ticarette tarafların, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği zamanın ve tebliğin nereye yapılacağının belirlenmesi de kolay olmamaktadır. Firmanın kazanç sağlayan ticari faaliyetini, elektronik ortamlar vasıtasıyla değişik coğrafi bölgelerden yürütmesi durumunda kazancın hangi oranlarda hangi coğrafi bölgeler ile bağlantılı olduğunun tespiti problem yaratmaktadır.

Son olarak, gelişen teknoloji ile birlikte artık mükellefler yerlerini değiştirmeden de başka ülkelerde ekonomik faaliyetlere katılma imkânı bulmaktadır. Bu durumda e-ticaret yapan bir gerçek kişinin yerleşik olduğu yerin belirlenmesi güçleşeceğinden, vergilendirme hakkının hangi ülkede olduğuna veya tam mükellef mi yoksa dar mükellef mi sayılacağına ilişkin sorunlar çıkmaktadır.

E-ticaretin vergilendirilmesiyle ilgili tartışmalar, genellikle üç vergi tipi üzerinde odaklanmaktadır. Bunlar; gelir üzerinden alınan vergiler, katma değer vergisi ve gümrük vergisidir. E-ticaretin ve vergi sistemlerinin geleceğine ilişkin gelişmeler özellikle bu üç vergi türünde yoğunlaşmaktadır.

a)     Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

Gelir üzerinden alınan vergiler gelir ve kurumlar vergisidir. Fiziken yürütülen ticari faaliyetlerden farklı olarak, e-ticaretin belirli bir coğrafya ile sınırlı olmaması nedeniyle bu ticaret şeklinin vergilendirilme sürecinde gelir ve kurumlar vergisi ile ilgili olarak mükellefiyet biçiminin tespiti, gelirin elde edildiği yer, gelirin niteliği ve matrahın tespiti gibi konularda çeşitli sorunlarla karşılaşılmaktadır.

Her ne kadar e-ticaretten elde edilen gelirin vergilendirilmesi konusunda yeterli bir düzenleme yapılmamış ise de, geliri elde edenin gerçek kişi olması durumunda GVK’da yer alan hükümler, gelirin kurum tarafından elde edilmesi durumunda ise KVK’da yer alan hükümler geçerli olacaktır. GVK’nın 3 ila 8. maddelerinde belirtildiği üzere, tam mükellef gerçek kişiler hem yurt içi hem de yurtdışında elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilmektedir. Dar mükellefler ise sadece Türkiye’de elde edilen kazanç ve iratlar üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Bu durumda dar mükelleflerin Türkiye’de ticari kazanç elde etmiş sayılabilmeleri için kazanç sahibinin Türkiye’de işyerinin olması ve kazancın bu işyerlerinde daimi temsilcileri aracılığı ile sağlanması gerekmektedir. E- ticarette geliri elde eden kişinin mukim olduğu ülkenin tespitindeki güçlükler vergilendirme hakkının hangi ülkede olduğuna ilişkin problemler yaratmaktadır. Buna ek olarak, kurumlar vergisi açısından tam mükellefiyet kanuni işyeri merkezi dikkate alınarak belirlendiği için elektronik ortamda yapılan alışverişlerde işyeri tespitinin güç olmasından dolayı vergilendirilmesinde sorunlar yaşanmaktadır. Gelişmeler kurumları artık mukim oldukları ülkeyi tespit etme noktasında inisiyatif kullanma durumuna getirmiştir. Mevcut vergi kanunlarımızda e-ticaret açısından, işyeri kavramı ile tam ve dar mükellefiyet şartları ile ilgili hükümlerin yer almaması nedeniyle bu tür sorunlara çözüm bulunması oldukça zorlaşmaktadır.

b)    Katma Değer Vergisi

Katma değer vergisi (“KDV”); mal ve hizmet ticareti üzerinden elde edilen bir tüketim vergisidir. Katma Değer Kanunu’na göre mal ve hizmetler tüketildikleri yerde vergiye tabi olmaktadır. Buna göre, internet üzerinden sipariş edilen fiziki mallar teslim ile sonuçlandığı için KDV’nin belirlenmesi konusunda vergileme açısından bir problem söz konusu değildir. Ancak, dijital ürünlerin online teslimi şeklinde sunulan hizmetler için, yabancı bir ülkeden ekonomik bir değeri olan herhangi bir dijital ürünün Türkiye’ye gönderilmesi (yazılımın kişisel bilgisayara indirilmesi gibi) durumunda, söz konusu ürünün vergi otoritesince takip edilerek üzerinden vergi tahsil edilmesi oldukça zor olmaktadır.

c)     Gümrük Vergisi

Gümrük vergisiyle ilgili en önemli konu fiziksel ve dijital mallar arasındaki farklılıktır. Elektronik ortamda teslimi yapılan mal ve hizmetlere gümrük vergisi konusunda uluslararası alanda gösterilen genel eğilimin, bu tür mal ve hizmetlere serbest bölgelerde işlem görüyormuş gibi davranılması şeklinde olduğu ifade edilebilir.

Gümrük vergisi açısından asıl sorunu doğrudan alıcının bilgisayarına transferi yapılan dijital ürünler oluşturmaktadır. Geleneksel yöntemlerle teslim edilebilen fiziki malların elektronik ortamda siparişi durumunda söz konusu malların teslim edilmesi için gümrük bölgesine yani Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına girmesi sebebiyle vergiye tabi tutulmaktadır. Ancak, sunulan ürünün dijital olması durumunda fiziken teslim edilen bir ürün bulunmadığı ve gümrük bölgesine girilmediği için söz konusu ürün gümrük vergisine tabi olmayacaktır. Geleneksel ticaret yöntemiyle bir kitabın yurt dışından Türkiye’ye ithal edilmesi gümrük vergisine tabi olacakken, aynı kitabın dijital ürün olarak ülkeye sokularak tüketiciye erişimi, gümrük vergisinden muaf tutulacaktır. Bu şekilde gerçekleşen elektronik işlemlerde gümrük vergilerinin uygulanamaması sebebiyle, örneğin, bilgisayar yazılımları için gümrük vergisi, bilgisayar disk veya bant değerine yansıtılmaktadır.

 III.          SONUÇ

Yukarıda yapılan tüm açıklamalara istinaden e-ticaretin vergilendirilmesi konusunda düzenlenmemiş birçok husus bulunmakta olup mevcut vergi mevzuatı belirli noktalarda tıkanmaktadır. Özellikle Covid-19 salgını sonrası e-ticarette yaşanan hızlı gelişme gerekli yasal düzenlemelere ilişkin çalışmaların bir an önce başlatılmasını zorunlu kılmaktadır. Ticaretin uluslararası bir boyut kazandığı günümüzde, vergi kanunları ile uluslararası vergi anlaşmalarının, e-ticaret için vergilendirme ilkelerini de göz önünde tutarak yeniden ele alınması gerekmektedir.

Saygılarımızla,

Kılınç Hukuk & Danışmanlık

İnovasyon & Fintech
Bilgi teknolojileri ve iletişim alanındaki hızlı gelişmeler ve bunların yarattığı yeni ticari fırsatlar bu alanda yapılacak ticari faaliyetlerde...

DAHA FAZLA MAKALELER SAYFASINA DÖN
@