Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Haziran 10, 2020

İnternet Ortamındaki Marka Hakkı İhlalleri

Media & Entertainment
Okunma Süresi: 4 dakika

I. GİRİŞ

 

Günümüzde internet kullanımının yaygınlaşması ile markanın, hak sahibi olmayan kişilerce de haksız kazanç elde edilmek suretiyle sanal ortamda birtakım sınai hakların çatışması ile birlikte marka hakkı ihlalleri de artış göstermektedir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) ile tescilli markaların internet ortamında kullanımının hangi durumda ihlal edildiği açıkça belirlenmiştir. Bu doğrultuda makalemizde, marka hakkı ihlallerinin internet ortamında en sık görülen biçimlerinden olan arama motoru reklamcılığı ve istenmeyen spam mailler ile internet reklamcılığı kapsamında ve internet alan adları açısından gerçekleşen marka hakkı ihlalleri ele alınmış, bahsi geçen ihlallere karşı başvurulabilecek hukuki yolların neler olduğundan bahsedilecektir.

II. İNTERNET REKLAMCILIĞI YOLU İLE İHLAL BİÇİMLERİ

 

SMK’nın “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı ve İstisnaları” başlıklı 7. maddesinin 3. fıkrası d bendi uyarınca “İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.” işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde yasaklanabilir.

 

Dolayısıyla markayı oluşturan unsurların, ayırt edici işaretlerinin aynı veya benzer unsurlarının meşru bir bağlantı olmaksızın internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Ticari etki yaratmak maksadıyla internet ortamında günümüzde en sık karşılaştığımız ihlal biçimleri arama motoru reklamcılığı, istenmeyen spam mailler ve alan adı ihlalleri’dir.

 

a. Arama Motoru Reklamcılığı

 

Dünyanın tanınmış arama motoru Google, “Sponsore Edilmiş Bağlantılar” şeklinde hazırlanmış “AdWords” adını verdiği ve reklam verenlerin reklamlarını, aramada kullanılan kavramlarla bağlantılı olarak kullanıcılara gösteren bir sistem kullanmaktadır. Adwords, İngilizce “advertising words”’un kısaltılmışıdır ve işletmelerin, anahtar kelimelere bağlı olarak internet arama motorlarında yaptıkları reklamları ifade eder. Keyword advertising internet arama motorlarının temel gelir kaynağını oluşturmaktadır. Pazarın lideri konumundaki Google kendi reklam programını “Google Adwords ” olarak adlandırmaktadır. Diğer internet arama motorları da benzer sistemler kullanmaktadırlar.

Arama motorları, reklam müşterilerine, arama motorlarına girilen kavram ve sözcüklere duyarlı reklam yapma imkânı sunmaktadırlar. Reklamın, internet kullanıcısının ekranında görünüp görünmemesi tamamen arama motorlarına girilen sözcük ve kavramlara bağlıdır. Kullanıcıların arama motoruna girdiği kavram ve kelimelerde, mümkün mertebe çok görüntülenebilmek için işletmeler belirli kavramları “keyword” (anahtar sözcük) olarak kaydetmektedirler.[1]

Özetle arama motoru reklamcılığı bir başkasının markasını veya ticari unvanını, arama motoru reklamlarında anahtar sözcük olarak kullanmak suretiyle yahut web sitesinde meta etiketi olarak kullanmaktır. Bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil etmektedir.[2] Başka bir deyişle, başkasının markasından veya ticaret unvanından yararlanmak haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturmaktadır.

b. Spam Mailler

 

Spam mailleri ardı ardına e-mailler gönderilmek suretiyle istenmeyen ticari mesajların verildiği bir reklam türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha çok ilgi çekmek ve ikna etmek üzere birden fazla kullanıcıya gönderilmiş, kişisel olmayan ve en önemlisi kullanıcının isteği dışında alınan mail türüdür. Bu noktada internette pek çok web sitesinden alınabilecek ücretsiz e-posta adresleri ile kişinin şahsiyetine yönelik, onun şeref ve haysiyetini ihlal edici nitelikte mesajlar gönderilebilmektedir.

 

Ayrıca bu mesajlar kişilik hakkı tecavüze uğrayan dışında kişilere de gönderilmek suretiyle ihlalin derecesi artırılabilir. Bu mesajlar e-posta gruplarına gönderilmek suretiyle bir anda birden fazla kişinin mesajı okuması da mümkün olabilecektir. Bu gibi hallerde kişilik haklarına tecavüz edildiği öne sürülerek davalar açabilecektir. Kişinin bunu ispatlaması için ise gönderilen e-posta mesajını silmemesi ve bilgisayarında saklaması ayrıca bunu yazılı olarak da alması gerekecektir. Ancak e-posta alımında gerçek bilgilerin verilmesinin zorunlu olmaması nedeniyle ve pek çok web sitesinde de ücretsiz e-posta alımı olanaklı olduğu için e-postayı atan kişiye ulaşmak güçlükler arz edebilecektir. Bu gibi hallerde internet servis sağlayıcılardan atılan epostanın atıldığı bilgisayarın internet protokol (IP) numarası ve kullanıcıya ait ulaşılabilecek diğer bilgilerin istenmesi faydalı olacaktır. [3]

 

Bununla birlikte, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un (“E-Ticaret Kanunu”) 6. maddesi uyarınca ticari elektronik iletilerin yalnızca önceden onay alınmak kaydıyla gönderilebileceği ve bahsi geçen onayın yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçları kullanılarak alınabileceği belirtilmiştir. Ancak, ileti alıcısının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay aranmayacağı ifade edilmiştir.

 

E-Ticaret Kanunu’nun 7. maddesinde ise kanun koyucu elektronik iletinin içeriğinin alıcının tarafından verilen onaya uygun olmasını öngörmüştür. Dolayısıyla alıcıların hiçbir gerekçe göstermeksizin elektronik iletiler almayı reddetme hakkına haizdir. Hizmet sağlayıcısı alıcı tarafından iletilen ret bildiriminin kolay ve ücretsiz olarak elektronik iletişim araçlarıyla verilebilmesini sağlamakla ve gönderdiği iletilerde ret bildirimine ilişkin gerekli bilgileri sunmakla yükümlüdür. Ret talebinin ulaşmasını izleyen 3 (üç) iş günü içerisinde hizmet sağlayıcı alıcıya elektronik ileti göndermeyi durduracaktır.

 

c. Alan Adı İhlalleri

 

Günümüzde artık ticari hayatın vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul edilen alan adları ticari hayatta firmaların alan adları en az ticari unvan ve marka kadar korunmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Kısaca alan adı, herhangi bir web sitesine ulaşıp o site içindeki bilgileri görebilmek için kullanılan adres olarak tanımlamak mümkündür.

Kötü niyetli kişiler marka sahibinin ticari itibarından, tanınmışlığından yararlanarak haksız kazanç elde etmek suretiyle karışıklığa sebebiyet veren alan adları (domain) oluşturarak internet ortamında ihlaller oluşturmaktadır.

 

III. HUKUKA BAŞVURU YOLLARI

 

Marka sahiplerinin, marka haklarının ihlali halinde Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, E-Ticaret Kanunu, Sınai Mülkiyet Kanunu, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun gibi mevzuat hükümleri kapsamında yasal yollara başvurma hakları mevcuttur. Her bir somut olay ve ilgili durum özelinde ayrı ayrı değerlendirmeler yapılarak hangi yasal imkanlara başvurulacağı münhasıran tespit edilmelidir.

 

IV. SONUÇ

 

İnternetin kullanımının yaygınlaşması ile birlikte, hak sahibi olmayan kişilerce haksız kazanç elde edilmek suretiyle sanal ortamda birtakım sınai hakların çatışması ile birlikte marka hakkı ihlalleri de artış göstermektedir. Günümüzde sıklıkla karşımıza çıkan internet ortamında gerçekleşen marka ihlallerinden başlıcaları arama motoru reklamcılığı, istenmeyen spam mailler ve alan adı ihlalleri’dir.

Marka sahiplerinin, marka haklarının ihlali halinde Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, E-Ticaret Kanunu, Sınai Mülkiyet Kanunu, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun gibi mevzuat hükümleri kapsamında yasal yollara başvurma hakları mevcuttur.

 

Saygılarımızla,
Kılınç Hukuk & Danışmanlık

 

[1] Hukuk, ekonomi ve siyasal bilimler aylık internet dergisi- Doç.Dr. Tekin Memiş*-Doç.Dr. Savaş Bozbel

[2] Madde 58- Haksız rekabet, her türlü basın, yayın, iletişim ve bilişim işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek kuruluşlar aracılığıyla işlenmişse, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak, basında yayımlanan şeyin, programın; ekranda, bilişim aracında veya benzeri ortamlarda görüntülenenin; ses olarak yayımlananın veya herhangi bir şekilde iletilenin sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilir.

[3] Ankara Barosu Dergisi- Elektronik Posta Yoluyla Kişilik Haklarına Müdahaleden Doğan Hukuki Sorumluluk sf.8

MAKALELER SAYFASINA DÖN
@