Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Okunma Süresi: 3 dakika

      I.          GİRİŞ

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)’nun 573. maddesi ve devamı “Limited Şirketler”i düzenlemektedir. Buna göre limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. Limited Şirketlerde ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.

Öte yandan Limited Şirketin yönetimi ve temsili şirket esas sözleşmesi ile düzenlenmektedir. Limited Şirketin esas sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilmektedir. Müdürler, gerçek kişi olarak seçilebileceği gibi, tüzel kişi olarak de tayin edilebilir.

Belirtmek gerekir ki limited şirketlerde en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması zorunludur. Bu minvalde müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler.

Bu makalede, limited şirket yapılarında “müdür” olarak görev alan kişilerin hukuki ve cezai sorumluklarına yer verilmiştir.

    II.          MÜDÜRLERİN HUKUKİ VE CEZAİ SORUMLULUKLARI

Öncelikle belirtmek gerekir ki, TTK m. 632 hükmü gereğince, limited şirketin yönetimi ve temsili ile yetkilendirilen kişinin, şirkete ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında işlediği haksız fiilden şirket sorumlu tutulmuştur. Öte yandan TTK’da, limited şirket müdürlerinin sorumluluklarının neler olduğunu düzenleyen bağımsız bir hüküm bulunmamakta; anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlere atıf yapılmaktadır.

Bu bağlamda TTK’nın “Hukuki Sorumluluk” başlıklı 11. Bölüm hükümlerini ele almak gerekirse; limited şirket müdürleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Bu genel sorumluluk hali kapsamında talep ve dava hakkı[1]; şirket tüzel kişiliğinin, ortaklarının ve şirket alacaklılarının bünyesinde doğmaktadır. Müdürler ise, kusurlu hareket etmediklerini ispat ettikleri oranda, sorumluluktan kurtulacaklardır.

Yukarıda bahsedilen genel sorumluluk hali dışında,

  • Belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması,
  • Sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi
  • Değer biçilmesinde yolsuzluk
  • Halktan para toplamak

şeklinde öngörülen TTK m. 449 vd. hükümler gereğince, limited şirket müdürleri TTK m. 562 hükmü kapsamında adli para yahut hapis cezası ile cezalandırılabilmektedirler.

Öte yandan, limited şirketlerin borçlarından ve karşı karşıya kaldıkları cezai süreçlerden müdürlerin belirli oranlarda sorumlulukları doğabilmektedir. Şöyle ki;

  • Limited şirketlerin özel nitelikteki ticari borçlarından şirket müdürlerinin şahsi olarak sorumlulukları mevcut olmamaktadır.
  • 6183 sayılı “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun” uyarınca; limited şirketten tahsil edilemeyen (vergi vb.) kamu borçlarından, şirket ortakları ve müdürleri “şahsen” ve “şahsi mal varlıkları ile” herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın sorumlu tutulmuştur. Şu kadar ki, limited şirketlerde ortakların amme borçlarından sorumluluğu sermaye payları oranı kadar iken; sorumluluk müdürler için genişletilmiş ve ödenemeyen borçtan tamamen sorumlu tutulmuşlardır. Yani şirket ortaklarının hepsi müdür sıfatını haiz ise artık payları oranında değil ödenemeyen borcun tamamından sorumlu olacaklardır.
  • Limited şirketlerin “cezai bir dava ile karşı karşıya kalmaları halinde”, kural olarak Türk Ticaret Kanunu’na göre, bir şirketin yasal temsilcisi yönetim üyeleri olan yönetim kurulu yahut müdürlerdir ve bu nedenle bu kişiler, bir şirketin faaliyeti sırasında işlenen bir suçta olağan şüpheli olmaktadırlar. Ancak ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi uyarınca savcılar ve mahkemeler, suçun failini belirlemek için şirket yapısı içinde yönetim kurulu üyeleri ve müdürler arasındaki sorumluluk paylaşımını her somut olay açısından ayrı ayrı dikkate almaktadır. Bu sebeple şirket müdürlerinin, suçun işlenmesinde herhangi bir kastının, kusurunun olmadığını, talimat ve prosedürleri gereği gibi yerine getirdiğinin ispat edilmesi; sorumluluktan kurtulmaları için son derece önemlidir.

Ayrıca şirket yapılarında temsil ve ilzam yetkilerinin şüphe doğurmayacak düzeyde açık bir şekilde belirlenmesi oldukça hayati önem taşımaktadır. Böylece hangi şirket müdürünün hangi işlemlerden sorumlu olduğunun belirlenmesi, cezai sorumluluk gerektirecek olası bir eylemin önüne geçilmesi ve böyle bir eylemin meydana gelmesi halinde hangi şirket müdürünün ne ölçüde sorumlu olduğunun belirlenmesi açısından kıstas olarak ele alınabilecektir.

 III.          SONUÇ OLARAK

Ticaret Hukukumuzda limited şirketlerde müdürlerin sorumlulukları her ne kadar tek bir madde altında açıkça düzenlenmemiş ise de anonim şirketlere dair hükümlerin kıyasen uygulanması ve benzeri mevzuat hükümlerinin göz önünde bulundurulması neticesinde sonuca varılabilmektedir.

Yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere, limited şirketlerde olası dava ve uyuşmazlıklarda müdürlerin sorumluluktan kurtulabilmelerine olanak tanınması için müdürlerin sorumluluklarının sınırlarının çizilmesi, temsil ve ilzam yetki görev alanlarının açıkça düzenlenmesi, iç yönerge ve şirket iç kararları ile bu konuların belirlenmesi tavsiye edilmektedir.

[1] Limited şirketlerde sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulun karar alması ya da konunun genel kurulda görüşülmesi zorunlu değildir.

MAKALELER SAYFASINA DÖN
@