Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Okunma Süresi: 3 dakika

     I.          GİRİŞ – Malpraktis Nedir?

 

Malpraktis, hatalı kötü uygulama anlamına gelmektedir. Tıbbi malpraktis ise tıbbın kötü veya hatalı uygulanması demektir. Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 13. maddesinde tıbbi hata şöyle tanımlanmaktadır: “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi ‘hekimliğin kötü uygulanması’ anlamına gelir.” Dünya Tabipler Birliği’nin 1992 yılında yapılan Genel Kurulunda kabul edilen bildirgesinde ise tıbbi malpraktis, “hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedaviyi vermemesi ile oluşan zarar” şeklinde tanımlanmıştır.

Hekimin yükümlülüğü, yerleşmiş ve standart haline gelmiş kuralları uygulamaktır. Tıbbi standartlara aykırı her türlü tıbbi müdahale malpraktis olarak nitelendirilmektedir. Yargıtay’ın birçok kararında da ifade edildiği üzere; “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır.

Hekimin tazminat sorumluluğu kusura dayalı olduğundan hasta üzerindeki müdahalesi tıbbi standarda uygun ise ancak buna rağmen olumsuz bir sonuç yani komplikasyon ortaya çıkmışsa hekime kusur atfedilemeyeceğinden olumsuz sonuç nedeniyle sorumluluğuna da gidilemeyecektir. Yargıtay’ın yerleşmiş kararlarında komplikasyon; tıbbi girişim sırasında öngörülmeyen, öngörülse bile önlenemeyen durum, istenmeyen sonuç olarak tanımlanmış; ancak bunun bilgi ve beceri eksikliği sonucu olmaması gerekliliği üzerinde durulmuştur.

Tıbbi Malpraktis; teşhis, tedavi, uygulama ve organizasyon hataları olarak karşımıza çıkabilmektedir. Tazminat davalarına konu olan malpraktis örnekleri; yanlış teşhis ve tedavi, hatalı cerrahi müdahaleler, hatalı enjeksiyon, hastanın vücudunda yabancı madde unutulması olarak sıralanabilmektedir.

 

 

  II.          MALPRAKTİS NEDENİYLE TAZMİNAT DAVALARI

 

1.    Genel Olarak

Hekim ancak kusurlu uygulama hataları nedeni ile sorumlu tutulabilir. Burada tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk koşullarını (yetkili kişi tarafından yapılması, aydınlatılmış onam, zorunluluk ve tıbbi standartlara uygunluk) taşıyıp taşımadığı ve hekimin kusuru olup olmadığı hususları önem arz etmektedir. İkame edilecek tazminat davalarında hekimin kusuru olup olmadığı, komplikasyon gelişip gelişmediği ve tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk koşullarını taşıyıp taşımadığı konuları uzmanlık gerektirdiğinden mahkemece bilirkişiler marifetiyle rapor temin edilmektedir.

Aşağıda incelenecek tazminat davaları hekimin hukuki sorumluluğuna dair olup bunların dışında hekimler bakımından disiplin sorumluluğu ve hatalı tıbbi müdahaleye sebebiyet veren davranış Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olma özelliği taşıyorsa cezai sorumluluğu da gündeme gelebilecektir. Ayrıca malpraktis nedeniyle hastanenin sorumluluğu da gündeme gelecek olup bu hususlar inceleme dışında tutulmuştur.

 

2.    Tazminat Sorumluluğunun Niteliği

Hekimin malpraktis sebebiyle sorumluluğunun dayanakları şöyle sıralanabilmektedir: Sözleşmeye aykırılık, haksız fiil ve vekaletsiz iş görme. Kural olarak sorumluluk sözleşme sorumluluğudur. Bununla beraber, hekim ile hasta arasında sözleşmenin olmadığı hallerde, haksız fiil sorumluluğu söz konusu olacaktır. Tazminat sorumluluğu doğabilmesi için (i) hekimin tıbbi uygulama hatası olmalı, (ii) bu hata hekimin kusuru nedeniyle meydana gelmeli, (iii) zarar mevcut olmalı ve (iv) zarar ile tıbbi uygulama hatası arasında nedensellik bulunmalıdır. Bu şartlar gerçekleştiğinde hekimin sorumluluğuna gidilebilmektedir.

 

3.    Tazminat Çeşitleri

 

a)     Maddi Tazminat

Hasta ve yakınlarının malpraktis nedeniyle uğradığı zararları içerir taleplere maddi tazminat denilmektedir. Maddi tazminat taleplerine örnek olarak; tedavi ve hastane masrafları, kazanç kaybı, fazladan gereken ameliyat masrafları, destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze masrafları, yol ve konaklama ücretleri sayılabilir. Kazanç kaybını yalnızca hastanın kendisi talep edebilecekken destekten yoksun kalma tazminatını da hastanın ölümü halinde hastanın eşi, anne ve babası ile çocukları talep edebilecektir.

b)     Manevi Tazminat

Hasta ve yakınlarının malpraktis nedeniyle uğradığı manevi zararlara ve bu zararlar nedeniyle kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmeleri telafi etmeye yönelik olarak manevi tazminat talebinde bulunulmaktadır. Böyle bir durumda hatalı tıbbi müdahale nedeniyle zarar gören ve yakınlarının acı, elem ve kederini azaltmaya yönelik mahkemece uygun bir tazminata hükmedilecektir. Ancak unutulmamalıdır ki; mahkemece hükmedilecek manevi tazminat zarar görenin zenginleşmesine yol açmayacak miktarda olacaktır.

 

4.    Görevli ve Yetkili Mahkeme

 

a)     Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında;

Malpraktis nedeniyle hekim ve özel hastane aleyhine açılacak tazminat davaları kural olarak sözleşmeye aykırılık nedeniyle açılacak ve işbu davalarda görevli mahkeme “tüketici mahkemesi” olacaktır. Önemle belirtmek gerekir ki ; 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren  7251 sayılı “Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile tüketici mahkemelerinde açılacak davalarda arabuluculuğa başvurma dava şartı haline gelmiştir.

Genel yetki kuralları gereğince tazminat davaları davalının dava açıldığı tarihteki ikametgâh adresinin bulunduğu yerde açılabilecektir. Ancak buna ek olarak tüketici mahkemelerinde açılacak tazminat davalarında (i) sözleşmenin ifa yeri ve (ii) davacının ikametgâh adresinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olacaktır.

 

b)     Haksız Fiil Sorumluluğuna Dayanılarak Açılan Tazminat Davalarında;

Hekim ile hasta arasında sözleşmesel bir ilişkinin bulunmadığı durumlarda haksız fiil sorumluluğuna gidilerek ikame edilecek tazminat davaları genel görevli mahkeme olan “asliye hukuk mahkemesi” nde görülecektir.

Bu sebebe dayanılarak ikame edilecek tazminat davalarında yukarıda ifade edilen genel yetkili mahkemelerle birlikte (i) haksız fiilin meydana geldiği yer, (ii) zararın meydana geldiği yer, (iii) zarar görenin ikametgâh adresinin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilecektir.

 

5.    Dava Açma Süresi

 

a)     Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında;

Sözleşmeye aykırılık nedeniyle açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi zararın öğrenildiği tarihten itibaren 5 yıldır.

b)     Haksız Fiil Sorumluluğuna Dayanılarak Açılan Tazminat Davalarında;

Hatalı tıbbi müdahale nedeniyle haksız fiile dayalı açılacak tazminat davalarında 2-10 yıl zamanaşımı süreleri uygulanacaktır. Ancak tazminatı gerektiren hatalı tıbbi müdahale daha uzun zamanaşımını gerektiren bir cezayı gerektiriyorsa o zamanaşımı uygulanacaktır.

 

Saygılarımızla,

Kılınç Hukuk & Danışmanlık

 

KAYNAKÇA

Hakan Hakeri, Tıp Hukuku, Güncellenmiş 15. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2019

Halide Savaş, Yargıya Yansıyan Tıbbi Müdahale Hataları; Tıbbi Malpraktis Tıbbi Davaların Seyri ve Sonuçları, 3. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2013

www.mevzuat.gov.tr

Dava ve Uyuşmazlık Çözümü
Müvekkillerin yaşadıkları her türlü hukuki uyuşmazlığın kanuni yollardan çözümü için...

DAHA FAZLA MAKALELER SAYFASINA DÖN
@