Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Okunma Süresi: 3 dakika

I.                GİRİŞ

Pay devir sözleşmelerinde devreden tarafın gerekli izin ve ruhsatlara sahip olunduğuna, şirket kuruluşu ve alınan kurul kararlarının muteberliğine, faaliyetlerin mevzuata ve usulüne uygun olarak sürdürüldüğüne, devredilen paylar üzerinde rehin, haciz gibi takyidatlar bulunmadığına vb. beyan ve tekeffül ettiği hususlara dair hükümler sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Pay devir sözleşmelerindeki beyan ve tekeffül sorumluluğuna ilişkin özel ve ayrı bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bunun yanı sıra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) tahtında satıcının temel ayıba karşı tekeffül sorumluluğu bulunmakta olup; TBK’nın satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümleri niteliğinde uygun düştüğü ölçüde pay devir sözleşmelerinde de uygulama alanı bulmaktadır.

Bu makalede, pay devir sözleşmelerindeki beyan ve tekeffül sorumluluğu düzenlemelerine yer verilmiştir.

II.              GENEL OLARAK SATICININ TEKEFFÜL SORUMLULUĞU

TBK’nın özel borç ilişkilerini düzenleyen ikinci kısmının ilk sözleşme türü “satış sözleşmesi”dir. TBK’nın 219. maddesine göre satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu tutulmuştur. Hatta satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olmaktadır. Dolayısıyla kanuni ve sözleşmesel olarak ayıptan satıcı sorumlu tutulmaktadır.

Sözleşmeden doğan (akdî) tekeffül, satıcının, malda bulunduğunu söylediği ve bulunmasını taahhüt ettiği özellikler (vasıflar) için sorumlu olmasıdır. Satıcının taahhüdü açık veya örtülü olabilir. Kanundan doğan (kanunî) tekeffül ise, satım konusu malda normal olarak bulunması gereken özelliklerin bulunmamasından veya değerini azaltan bir kısım ayıpların bulunmasından kaynaklanan sorumluluktur. Bu tip ayıplardan sorumlu tutulabilmesi için satıcının ayrıca taahhüt etmesi gerekmez. Sorumluluk doğrudan doğruya kanun hükmünden kaynaklanır.[1]

Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilmektedir:

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
  • Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
  • İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

Pay devir sözleşmelerinde ise, satışa konu şey “pay”dır. Bu sebeple esasen satılan payın ayıplı olması halinde, devreden hissedarın ayıba karşı tekeffül sorumluluğu bulunmaktadır. Pay devir sözleşmelerinde her ne kadar satışa konu şey “pay” olsa da beyan ve tekeffül edilen hususlar kimi zaman doğrudan “pay”a ilişkin olmakta kimi zaman ise şirkete, şirketteki yönetimsel kararlara, şirket faaliyetlerine ilişkin de olabilmektedir. Bu sebeple beyan ve tekeffüllerin niteliğine göre, satıcının sorumlulukları da değişkenlik arz edebilecektir.

III.            PAY DEVİR SÖZLEŞMELERİ BAKIMINDAN SATICININ TEKEFFÜL SORUMLULUĞU

Pay devir sözleşmelerinde taraflar sözleşmede ortaya çıkması muhtemel sorunları aşağıda belirtilen başlıklar kapsamında ayrıntılı olarak düzenlemektedirler.

  • Devredilen şirketin usulüne uygun olarak kurulduğu,
  • Devrin konusu ve devir bedeli,
  • Kapanış koşulları
  • Garantilere ilişkin düzenlemeler
  • Devredilen şirketin faaliyette bulunmak için gerekli izinlere sahip olduğunu
  • Faaliyetlerini usulüne uygun icra ettiğine ilişkin benzeri niteliklere yer verilmektedir.
  • Vergilerin usulüne uygun olarak beyan edildiği
  • Gerekli yedek akçelerin ayrıldığı

Devir sözleşmesinde satıcının sorumluluğuna ilişkin belli sınırlamalar öngörülebilir. Bunlardan ilki bir alt sınır belirlenebilir. Bu kapsamda alıcının satıcıya karşı bir zararı ileri sürebilmesi için belirli bir tutarı aşması gerektiği sözleşme içerisine derç edilebilir. Bir diğeri ise alıcının satıcıya tazminat talebinde bulunabilmesi için alıcının uğradığı toplam zararının belirli bir parasal meblağı aşaması kararlaştırılabilir. Taraflar alıcının uğradığı toplam zarar belirli bir miktarı aştığı takdirde bu zararların tamamının karşılanacağı belirtileceği gibi kararlaştırılan miktarın altında kalan zararın talep edilemeyeceğini de belirleyebilirler.

Pay devir sözleşmelerinde her ne kadar satışa konu şey “pay” olsa da kimi zaman durum, devredilen payların tamamının yahut çok büyük bir çoğunluğunun satın alınması şeklinde olmakta ve böylelikle alıcı, şirkette sadece “pay” değil şirketteki hakları da satın almaktadır. Dolayısıyla yalnızca mal satımı değil bir ticari şirketin komple hisse devri yolu ile ele geçirilmesi, yönetiminde söz sahibi olunması, genel kurulunda oy ve pay haklarına sahip olunması gibi bütüncül olarak hak satımı gerçekleştirilen durumlar doğabilmektedir.

Böyle bir durumun varlığında, her ne kadar TBK’nın yukarıda “II.” no.lu başlık altında bahsedilen genel hükümlerine başvurulabilecek ise de doktrinde bu husus tartışmalıdır. Bu sebeple, pay devir sözleşmelerindeki beyan ve tekeffüllerin düzenlenmesinde, bunların gereği gibi olmaması dolayısıyla sorumluluk ve yaptırımların neler olduğunun belirlenmesinde taraflara büyük bir rol düşmektedir.

Doktrinin bu konuda görüş birliği içerisinde olmamasına karşın; sözleşmelerin donanımlı ve olası ihtimallere cevap veren bir şekilde düzenlenmesi, ileride doğabilecek her türlü uyuşmazlık yahut şüphenin de önüne geçecektir.

IV.            SONUÇ OLARAK

Pay devir sözleşmelerinde beyan ve tekeffül edilen hususlardan sorumluluğa dair TTK’da özel ve ayrı bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte TBK, satış sözleşmelerinde satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunu düzenlemiştir. Pay devir sözleşmelerinde her ne kadar satışa konu şey “pay” olsa da kimi zaman durum, devredilen payların tamamının yahut çok büyük bir çoğunluğunun satın alınması şeklinde olmakta ve yalnızca mal satımı değil bir ticari şirketin komple hisse devri yolu ile ele geçirilmesi, yönetiminde söz sahibi olunması, genel kurulunda oy ve pay haklarına sahip olunması gibi bütüncül olarak hak satımı gerçekleştirilen durumlar doğabilmektedir.

Böyle bir durumun varlığında, pay devir sözleşmelerinin kapsamlı olarak düzenlenmesi, beyan ve tekeffüllerin neler olduğunun açık bir şekilde ortaya koyulması ve bunların gereği gibi olmadığının tespiti halinde ise satıcının sorumluluklarının ve karşılaşabileceği yaptırımların neler olduğunun tarafların ticari takdirlerine uygun bir şekilde detaylı olarak belirlenmesi tavsiye edilmektedir.

İşbu Bilgi Notu, sizlere bilgi ve faydalı olması amacı ile tavsiye maksadında hazırlanmış olup bilgi için sitemizde yer alan irtibat bilgilerimizden bizler ile her zaman iletişime geçebilirsiniz.

[1] DergiPark_Taşınır Satımında Satıcının Kanundan Doğan Ayıba Karşı Tekeffül Borcu-Dr. Nurşen AYAN Sf. 14

MAKALELER SAYFASINA DÖN
@