Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Mayıs 21, 2020

Reklam Filmlerinde Telif Hakları

Media & Entertainment

1.     TELİF HAKKI NEDİR?

Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tanıma göre telif hakkı, kişinin her türlü fikri emeği ile meydana getirdiği ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklardır.   Telif hakkı tescile bağlı bir hak değildir. Fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar eserin üretilmesiyle birlikte doğar. Telif hakları ile koruma altına alınan, insan düşüncesinin yarattığı maddi olmayan mallardır. Telif hakları herkese karşı ileri sürülebilirler.  

5846 sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu (“Kanun”) uyarınca, eserler üzerindeki hakların süresi, eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıl sürer. Koruma sürelerinin dolmasıyla birlikte eser sahibine tanınan mali haklar sona erer ve bu sebeple koruma süresi dolmuş eserler, eser sahibinden izin alınmaksızın serbestçe kullanılabilir.

Telif hakkı insan hakları ile bağlantılı bir haktır. Telif hakkı kavramı, 1948 Tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 27. maddesinde de düzenlenmiştir. İşbu maddeye göre “Herkes toplumun kültürel faaliyetine serbestçe katılmak, güzel sanatları tatmak, bilim alanındaki ilerleyişe katılmak ve bundan yararlanmak hakkına sahiptir. Herkesin sahibi bulunduğu (yarattığı) her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserinden doğan manevi ve maddi yararlarını korunmasını isteme hakkı vardır.”

2.     KANUN KAPSAMINDA REKLAM FİLMLERİ

Kanun içeriği incelendiğinde “reklam filmi” kavramına açıkça yer verilmediği görülmektedir. Kanun’da eser tanımı içerisinde sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri yer almaktadır. Bu kapsamda “reklam filmi” konseptine en yakın konsept olarak sinema filmleri söz konusu olmaktadır. Bir eserden söz edebilmek için öncelikli kriterin eser sahibinin “yaratıcı” özelliğinin eserde ortaya çıkması/görülmesi olduğunu belirtmek isteriz.

Sinema eserleri ise Kanun’un 5. maddesi uyarınca her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisi olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla reklam filmlerinin sinema eseri olarak telif hakkı kapsamında korunması söz konusu olmasına rağmen her reklam filminin sinema eseri özelliği taşımasını sonucuna varmak doğru değildir.

Bir reklam filminin sinema eseri sayılması için yukarıda da yer vermiş olduğumuz üzere Kanun 5. maddesinde yer alan şartları sağlaması gerekmektedir. Ayrıca, Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamalar ışığında reklam filmleri değerlendirildiğinde reklam filminin koruma altına alınabilmesi için;

  1. Fikri bir çabanın ürünü olması
  2. Sahibinin hususiyetini taşıması
  3. Şekillenmiş olması
  4. Kanunda sayılan eser türlerinden birine girmesi

gerekmektedir.

3.     REKLAM FİLMLERİNDE TELİF

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, reklam filmleri Kanun kapsamında gerekli şartları sağlaması şartıyla sinema eseri olarak değerlendirilmekte ve telif hakkına konu olabilmektedir.

Kanun’a göre; bir eserin sahibi onu meydana getiren kişidir. Bir eserin birden fazla sahibi olabilir. Bir işlemenin veya derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak kaydıyla onu işleyendir. Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı eserin birlikte sahibidir. Ayrıca çizgi filmlerde animatör de eser sahipleri arasında sayılmıştır. Peki reklam filmlerinde telif hakkı sahibi kimdir?

            Kanun’un 8. maddesinin 3. fıkrası uyarınca sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Dolayısıyla yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere sinema eseri niteliği taşıyan reklam filmlerinde de telif hakkı sahibi “eserin sahibi” niteliğinde olan yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı olacaktır.

Reklam filmlerinde genel olarak temel taraflar müşteri ve reklam ajansıdır. Ancak günümüzdeki profesyonelleşme sonucunda reklam ajansı ilgili reklamın yapım aşamasında birden fazla taraftan hizmet alabilmektedir. Aynı zamanda müşteri ile reklam ajansı arasında yapılan reklam yapım sözleşmesi uyarınca çoğunlukla müşterilerin söz konusu reklama ilişkin her türlü telif hakkının kendilerine devredilmesini talep ettiği görülmektedir. Telif hakkının eser sahibinde kalması durumunda ise eser sahibi dürüstlük kuralına aykırı olmamak kaydıyla müşteriden reklam yayınını durdurmasını talep edebilir veya ceza ya da tazminat davası açma hakkını kullanabilir. Bu noktada müşteriler ile reklam ajansı arasında yapılan sözleşmelerde telif hakkının müşteriye devredilmesi büyük önem arz etmekte olup reklam yapım sözleşmelerinin hukuki olarak detaylıca incelenmesi ve kapsamlı şekilde düzenlenmesi müşteriler açısından faydalı olacaktır.

4.     TELİF HAKKI İHLALLERİ

Kanun’un 66. maddesi uyarınca, genel olarak manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref’ini dava edebilir.

Kanun’un 67. maddesi uyarınca, manevi haklara ilişkin olarak eser haksız olarak değiştirilmiş ise hak sahibi aşağıdaki taleplerde bulunabilir:

  1. Eser sahibi, eserin değiştirilmiş şekilde çoğaltılmasının yayım ve temsilinin, yayım ve temsilinin, radyo ile yayımının menedilmesini ve tecavüz edenin, tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalardaki değişiklikleri düzeltmesini veya bunların eski haline getirilmesini talep edebilir. Değişiklik, eserin, gazete, dergi veya radyo ile yayımı sırasında yapılmışsa eser sahibi, masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, eseri değiştirilmiş şekilde yayımlamış olan bütün gazete, dergi ve radyo idarelerinden değişikliğin ilan yolu ile düzeltilmesini talep edebilir. 
  2. Güzel sanat eserlerinde eser sahibi asıldaki değişikliğin kendisi tarafından yapılmadığını veya eserdeki adının kaldırılmasını yahut değiştirilmesini talep edebilir. Eski halin iadesi mümkün ise değişikliğin izalesi ammenin veya malikin menfaatlerini esaslı surette haleldar etmiyorsa eser sahibi eseri eski hale getirebilir.

Mali haklara tecavüz halinde ise Kanun’un 68. maddesi uyarınca; eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden Kanun’a uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Tüm bunlara ilave olarak Kanun’un 69. ve 70. maddesi uyarınca mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesi için ve manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. 

Ayrıca Kanun’un 71. maddesi kapsamına giren manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz durumlarının Kanun ve ilgili mevzuat tahtında “suç” teşkil ettiğini de belirtmek isteriz.

5.     SONUÇ

Her ne kadar reklam filmleri açıkça Kanun’da düzenlenmemiş olsa da belirli şartları sağlamaları halinde Kanun tahtında eser olarak kabul edilmekte ve eser olmasından kaynaklanan korumalardan yararlanabilmektedir. Telif hakkının sağladığı geniş koruma reklam filmlerinin müşteriler açısından mali getirisi göz önünde bulundurulduğunda, reklam ajansları ile imzalanacak reklam yapım sözleşmelerinde telif hakkının kullanımının veya devrinin oldukça önem arz ettiğini söylemek mümkündür. Zira telif hakkının kullanım hakkının veya doğrudan devrinin müşteriye sağlanmaması, Kanun nezdinde oldukça sıkı yaptırımlara tabi olunması sonucunu meydana getirecektir.

MAKALELER SAYFASINA DÖN
@