Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Okunma Süresi: 5 dakika

      I.          GİRİŞ

Gelişen teknolojik gelişmelerle birlikte, yapay zeka teknolojisi ile kullanılan makineler insan hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bilindiği üzere yapay zeka teknolojisi ile üretilen robotik araçlar, başta savunma sanayi olmak üzere, tarım, gıda endüstrisi ve eğitim gibi pek çok sektörde kullanılmaya başlamıştır.

Yapay zekanın “insan gibi davranışlar sergileme, sayısal mantık yürütme, hareket, konuşma ve ses algılama gibi birçok yeteneğe sahip yazılımsal ve donanımsal sistemler” şeklinde tanımlanmasından yola çıkılarak, insanlar tarafından kodlanan yazılımlar ile birlikte meydana getirilen yapay zekaların sebep olduğu zararlardan yapay zekayı programlayan  ve/veya kullananlardan  ayrı olarak hukuki  sorumluluğun kimde olacağı hususu ve bu bağlamda yapay zekanın hukuk dünyasındaki “kişi” kavramı içerisinde dahil edilip edilmeyeceği önem arz etmektedir.

Bu kapsamda, konu çalışmada öncelikle yapay zekaların hukuk dünyasındaki tanımıyla e-kişilikleri olup olmadığı ve akabinde Avrupa Parlamentosu Kararları ışığında yapay zekalara hukuki sorumluluk yüklenip yüklenemeyeceğine ilişkin birtakım değerlendirmeler üzerinde durulacaktır.

    II.          YAPAY ZEKA’DA KİŞİLİK KAVRAMI VE YAPAY ZEKALARIN HAKSIZ FİİLERDEN DOĞAN HUKUKİ SORUMLULUKLARI

Temelde insana özgü yetenekleri olan, insan gibi mantık yürütebilen ve topladığı verilerle birçok yeteneğe sahip olan ve hızla değişen teknolojik gelişmeler ele alındığında ileride insan yerine geçerek kendi karar mekanizmasını oluşturabilecek yapay zekaların hukuki normlara konu edilmemesi diğer bir anlatımla yapay zekalara mevcut hukuki düzenlemelerde herhangi bir hukuki statü verilmemesi oldukça tartışılmaktadır.

Yapay zeka teknolojisi ile geliştirilen robotik araçların kullanılması sırasındaki ihmalden kaynaklı bir hatanın sorumluluğu ilk ihtimalde robotik sistemleri geliştiren yazılım programcıları ve/veya ilgili kişilerin sorumlu olacağı düşünülse de robot teknolojisindeki ilerleme ile birlikte bu sorumlular arasına robotun kendisinin de katılıp katılamayacağı hususu büyük tartışmalara neden olmaktadır. Bilindiği üzere, hukuk disiplinleri arasında bir şeyin cezai ve/veya hukuki sorumluluğundan söz edilebilmesi için öncelikle o şeyin hukuksal anlamda bir hak ve fiil ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Bu anlatımla, hukuk kurallarında düzenlenen hak ve yükümlülüklerin öznesi insan olarak kabul edilmekte ve kişi kavramı hak ve borçlara ehil olabilmeyi ifade etmektedir. İşbu tanımla ise kişinin bedensel değerlerinden oluşan yaşam ve sağlığı, manevi değerlerinden onuru, saygınlığı özgürlüğü, ayrıca mesleki ve ticari onur ve saygınlığı gibi, değerlerin tümü kişilik kavramını oluşturmaktadır. [1]

Nitekim, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun (“TMK”)’un 9. maddesi ile düzenlenen fiil ehliyeti temelde kişinin kendi iradi bir davranışıyla hukuki bir sonuç meydana getirebilmesini ifade etmekte ve kişinin kendi davranışıyla hak ve borç sahibi olabilmesini amaçlamaktadır.

Yukarıda ifade edilen tanımlamalardan ve TMK’dan yola çıkılarak, robotların fiil ehliyetlerinin ve bu anlatımla hukuki kişiliklerinin mutlak olarak mümkün olamayacağı kabul edilse de yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte bu husus gerek özel gerek ise de ceza hukuku bakımından birtakım önermelere maruz kalmaktadır. Bugün birçok ülke kendi askeri savunma sistemlerini oluştururken yapay zeka teknolojisi ile geliştirdiği İnsansız Hava Araçları (“İHA”)’nı yaygın bir şekilde kullanmaktadır.  Bilindiği üzere, İHA’lar yapay zeka ve türevi algoritmalar sayesinde kendi kendine hareket edebilen ve askeri harekatlarda kritik görevleri yerine getirilmesi amacıyla üretilen kara mekanizmaları olan otonom araçlar olarak kabul edilmektedir. Yarı otonom araçlardan farklı olarak otonom bir hava aracı komuta edilmeden, önceden oluşturulmuş algoritmaları ile görevlerini insan komutasına ve/veya müdahalesine bağlı olmaksızın gerçekleştirebilmektedir.

Hal böyle olunca, ileriki yıllarda savunma sanayinin yanı sıra gündelik hayatımızı doğrudan etkileyebilecek yapay zeka araçlarının ve/veya robotların en üst düzey otonom sistemlere sahip olacağı ve bütün kararları kendisinin alabileceği bir düzende, insan müdahalesi olmaksızın alınan kararlardan doğabilecek zararların sorumluluğunun kimde olacağı henüz net bir şekilde belirtilmemiştir.

Yerel mevzuat bakımından TMK’ya ek olarak, yapay zeka sorumluluğunun; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) ’nun 49. maddesi ile hüküm altında alınan “Kusur Sorumluluğu” ve 69. maddesinde düzenlenen “Hakkaniyet Sorumluluğu” müeyyideleri ile değerlendirilmesi halinde ise; yapay zekayı kodlayan, kodlanan teknolojiyi mekanik hale getiren veya ürünü son haliyle satan firma yetkililerine atfedilebilmesi mümkün olabilecektir.

Ancak yapay zeka alanında yapılan çalışmalar ve teknolojik gelişmelerle yapay zeka robotlarının da insanlar gibi önyargılara sahip olabileceği, üreyebileceği, yeni bilgiler öğrenip bu bilgileri insan yardımı almadan işleyebileceği, kendi iradesi ile hedef belirleyip bu hedefi vurma kararını yine kendisinin verebileceği ve insanların yapabildiği daha birçok şeyi kendi iradeleri ile yapabilecekleri mümkün hale gelmiştir.  İşbu gelişmeler ile yapay zeka temelli robotların ve diğer otonom araçlarının belirtiği şekilde insana has özelliklere sahip olması halinde yapay zekalar, TMK’da tanımlanan kişi kavramına haiz olabilecektir.

Özel hukuk normları dışında, konunun ceza hukuku bakımından değerlendirilmesinde ise yapay zekaların ileride tıpkı insanlar gibi mülk edinebildiği, kendi başlarına karar alabildiği yani hukuk normlarının nesnesi değil, öznesi haline gelmesi halinde, tüm bu süreçlerde suç işledikleri varsayımında yapay zeka otonom sitemlerini geliştirilen insanların, robot davranışlarından sorumlu tutulması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.Ancak, gerek ceza hukuku gerek ise özel hukuk normları bakımından robotların fiil ehliyetlerine haiz olmamasına bağlı olarak yapay zekaya ilişkin birçok hukuki düzenleme bugün halen tartışmalı olup yapay zekadan kaynaklı meydana gelen haksız fiillerin özel hukuk normları dışında ayrıca cezai hükümler ışığında ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere, ceza hukukunda bir kişinin suç olarak kabul edilen bir eylemden sorumlu tutulabilmesi için, kişinin ceza ehliyetinin bulunması gerektiği ifade edilmiş ve ceza ehliyetinin kabul edilebilmesi için ise; kişinin yaş, algılama, yönlendirme gibi birtakım niteliklerle bir bütün halinde değerlendirilen fiil ehliyetine mutlak olarak sahip olması gerektiği belirtilmiştir. Bu anlatımla ceza ehliyeti TMK’da yer alan fiil ehliyeti ve fiil ehliyetine bağlı “Ayırt Etme Gücü”, “Erginlik”, “Ayırt Etme Gücü” şartları ile bir bütün halinde değerlendirilmiştir.

Bu minvalde, TMK’da veya ceza kanunlarındaki gibi bir fiil ehliyeti yapay zeka ile geliştirilen robotlardan tam olarak beklenilmese de yapay zekanın yapabileceklerinin sınırlarının önümüzdeki yıllarda genişlemesi ile alternatif bir fiil ehliyeti kavramının tanımının yapılıp hukuki sorumluluğun sınırlarının açık bir şekilde çizilmesi gerekmektedir.

olabileceği söylenmiştir.55 

 III.          AVRUPA PARLAMENTOSU RAPORLARI KAPSAMINDA YAPAY ZEKA’NIN KİŞİLİK DEĞELENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SORUMLULUĞU   

19.02.2020 tarihli Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamalarda; yapay zeka ve robotların gelecekte Avrupa Birliği bünyesinde kullanılmasına ilişkin yeni stratejilerin geliştirildiğini ve bu kapsamda yapay zeka ve robot teknolojisinin gelişimi için 2030 yılına kadar 200 milyar euro bütçe ayrılmasına karar verildiğini duyurmuştur. Tüm bunlara ek olarak, geçtiğimiz yıllarda ise Avrupa Parlamentosu robotlar ve yapay zeka teknolojisine sahip cihazlara ilişkin hak ve sorumlulukları detaylandırmak için “Elektronik Kişilik” ve robot haklarına dair birtakım yönetmelikler hazırlamıştır. Söz konusu bu yönetmeliklerde; robotların kişilik kazanımlarında tıpkı şirketlerde olduğu gibi tüzel bir kişilik verilmesi ve böylece robotların kendilerinden kaynaklı meydana gelen zararlarda hem davalı hem de davacı sıfatı ile hukuki yargılamalarda dava ehliyetlerine haiz olabilecekleri belirtilmiştir.[2] Söz konusu bu çalışmalarla ileride yapay zekanın neden olduğu haksız fiile bağlı cezai olaylarda sorumluların daha net bir şekilde belirlenebilmesi amaçlanmıştır.  

Gerçek kişilerde olduğu gibi tüzel kişilerinde hukuki ve cezai sorumluluğunun bulunması nedeniyle, yapay zekaların ceza hukukunda ceza ehliyetine sahip olabileceği görüşü giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak bu düşüncesinin aksine, hukuki ve etik perspektiften bakıldığında, robotlara tüzel kişilik verilmesinin uygunsuz olduğunu savunana pek çok görüş bulunmaktadır. Şüphesiz bu görüşün temelinde yapay zekaların tüzel kişi olarak tanınması halinde, imalatçıların ve diğer aktörlerin hukuki sorumluluklarının tamamen ortadan kalması ve bu durumun uygulamada kötüye kullanılabileceği belirtilmiştir. [3] İlave olarak, yapay zekaya sahip makinelerin karar alma süreçlerinin imkânsız hale gelmesi halinde, kimlerin sorumlu tutulabileceği hususunda kesin bir kanıya varılamaması riski öngörülmektedir.

Bu nedenle, robotlara, şirketlere benzer birtakım yasal hak ve sorumluluklarının verilmesi ile bir tüzel kişilik kazandırılması halinde; robotların sözleşme imzalamak ya da dava ehliyeti verilmesi gibi bir yaklaşım benimsenmektedir. Böylece, tüzel kişilerin ceza  sorumluluğuna ilişkin  kuralların  yapay zeka için geliştirilebilecek yeni düzenlemeler için de uyarlanması söz konusu olabilecektir.   

 IV.          SONUÇ

Teknolojik gelişmeler ile birlikte, yapay zeka temelli robotların tüm endüstri alanlarında kullanılması ve bu anlatımla insan hayatına getirebilecekleri değişiklikler ele alındığında yapay zekalara ilişkin normların hukuk düzenlemelerinde yer alması giderek yaygınlaşan bir konu haline gelmiştir.

Özellikle askeri alanda giderek daha yetenekli ve hatta silahlandırılmış modellerinin gelişmesi ile savunma sistemleri için tüm görevleri yerine getirebilecek kadar güçleneceği öngörülen yapay zekaların sebep olacağı haksız bir eylem neticesinde doğan sorumluluk bugün hale tartışma konusudur. Yapay zekaların insan eliyle görülecek işlerde zamansal ve ekonomik tasarruflar sebebiyle geliştirildiği ve özü itibariyle insanlara hizmet ettiği varsayımında bu alanda getirilecek düzenlemelerin insan hakları ve çıkarlarına ters düşmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir.

 Her ne kadar yapay zekaların, özel hukuk normlarında yer alan kişi kavramı kapsamına dahil edilebileceği veya alternatif normlarla yeni bir hukuki kişilik kazandırılabileceğine ilişkin çalışmalar yapılsa da tüm bu çalışmaların ileride neden olabilecekleri hak kayıpları ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle, insan müdahalesi olmaksızın kendi başına karar mekanizmalarına haiz otonom araçların ileride sebep olabileceği haksız eylemleri ele alındığında, yapay zeka ve/veya robot yasalarının yürürlüğe girmesinden önce yapay zeka uygulamalarının önemli testlerden geçirilmesi gerekmektedir.

[1] Helvacı Serap, Türk ve İsviçre Hukuklarında Kişilik Hakkını Koruyucu Davalar, Beta Yay., İstanbul 2001, s. 3 vd.

[2]European Parliament Commision on Civil Law Rules on Robotics bkz: https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/A-8-2017-0005_EN.html?redirect#title1

[3] https://www.politico.eu/article/europe-divided-over-robot-ai-artificial-intelligence-personhood/

MAKALELER SAYFASINA DÖN
@