Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Okunma Süresi: 3 dakika

1.      Giriş

Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”)’nun 26. maddesi, “taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler” şeklinde düzenlenerek, taraflar arasında sözleşme serbestisi ilkesinin geçerli olduğunu hüküm altına almıştır. Ancak, TBK’nın 27. maddesi uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz sayılacaktır.

TBK’da düzenlenen sözleşme özgürlüğü kapsamında sınırlandırmalara ilişkin emredici hükümlerin yanı sıra, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun (“Kanun”), taraflar arasında akdedilecek sözleşmelerin hangi dilde düzenlenmesi gerektiğine ilişkin belirli kriterler öngörmektedir.

2.      Sınırlamalar

 

a.     Türk Şirketler Bakımından

Kanun’un 1. maddesi gereğince, Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dâhilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar.

Bahsi geçen madde uyarınca, Türk menşeli her tülü şirket ve müessese, Türkiye sınırları içerisindeki her türlü işlem, sözleşme, yazışma, hesap ve defterlerini Türkçe düzenlemek zorundadırlar.

b.     Yabancı Şirketler Bakımından

Yine Kanun’un 2. maddesi gereğince, yabancı şirket ve müesseselerin Türk resmi makamlarına sunulacak belgeler bakımından yazışma ve işlemleri Türkçe düzenleme zorunluluğu bulunmaktadır. Aynı zamanda, yabancı şirket ve müesseselerin Türk şirket ve müesseseleri ve Türk vatandaşları ile aralarında yapılacak olan yazışma ve işlemlerin Türkçe düzenlenme zorunluluğu söz konusudur.

Öte yandan, Kanun’un 3. maddesi uyarınca, yabancı şirket ve müessislerin Türkçe ile yanı sıra yabancı bir dil kullanmaları durumunda Türkçe metin asıl olup imzalar Türkçe metin altına atılmalıdır, imza yabancı dilde düzenlenen metin altına atılmış olsa dahi Türkçe metin uygulanacaktır.

Kanun’un 2. maddesi incelendiğinde, kanun koyucunun Kanun’un 1. maddesinde “sözleşme” kelimesini kullanmışken, aynı Kanun’un 2. maddesinde yani yabancı şirketler açısından Türkçe düzenlenmesi gereken hususlar bakımından sadece “yazışma” ve “işlemleri”nin sayıldığı görülmektedir. Hal böyle iken, Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen hüküm kapsamında Türkçe düzenlenme zorunluluğuna sözleşmeler bakımından istisna getirildiği anlaşılmaktadır.

Ne var ki gerek doktrinde gerekse de Yargıtay içtihatlarında çelişkili görüşler bulunmakta olup Kanun’un 2. maddesinde yer alan “muamele” kelimesinin 1. maddede düzenlenen “mukavele” kelimesini de kapsadığı savunulmaktadır. Ancak bu durumda da kanun koyucunun aynı Kanun içerisinde 1. maddede gerek “muamele” gerekse de “mukavele” deyimini kullanmışken 2. maddede “muamele” deyimini her iki anlamı da ihtiva edecek şekilde kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğü söylenebilir.

Bu kapsamda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2012/4088 E. 2013/3972 K. sayılı ve 04.03.2013 tarihli son kararında “Kanun’un 2. maddesinde sözleşmelerin Türkçe düzenlenmesi öngörülmüştür.” şeklinde ifade edilerek, Kanun’un 2. maddesinde yer alan hükmün “mukaveleleri” de kapsadığını ve dolayısıyla yabancı şirket ve müesseselerin Türkiye sınırları içerisinde akdedecekleri sözleşmelerin de Türkçe düzenlenme zorunluluğunun bulunduğunu vurgulamıştır.

Görüleceği üzere, Kanun’un 1. maddesi Türkçe düzenlenme açısından net bir düzenleme içermekteyken Kanun’un 2. maddesinde 1. maddeden farklı olarak “sözleşme” deyimi düzenlenmediğinden ve “işlemler” kelimesi sözleşmeleri de kapsayabileceğinden aynı zamanda Yargıtay’ın da bu görüşü desteklemesi sebebiyle Kanun’un 2. maddesine ilişkin doktrinde farklı görüşler ve çelişki söz konusudur.

3.      Yaptırım

Peki şirket ve müesseselerin yukarıda anılan Kanun hükümlerine aykırı davranmaları durumunda taraflar ne gibi yaptırımlar ile karşılaşacaktır?

Bu kapsamda Kanun’un 4. maddesinde, işbu evrak ve işlemlerin Kanun’un 1. ve 2. maddesinde düzenlenen hükümlere aykırı davranan taraflar lehine hüküm doğurmayacağı ifade edilmiştir. Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/11036 E. 2016/9260 K. sayılı ve 01.12.2016 tarihli kararında “taraflar arasında sözleşme çerçevesinde sunulan birtakım hizmetler karşılığı ödemenin de yapılmış olmasına nazaran, salt sözleşmenin İngilizce düzenlenmesinin, davacının sözleşme karşılığı davalıya vermiş olduğu hizmet bedellerini istemeye engel teşkil etmeyeceğinin kabulü gerekir.” şeklinde ifade edilmiştir.

Bununla birlikte, Kanun’un 7. maddesi uyarınca, yukarıda anılan hükümlerine aykırı davranan kişi hakkında yüz günden az olmamak üzere adli para cezası uygulanır.

4.      Sonuç

Yukarıda yer alan açıklamalar kapsamında, her ne kadar Türk menşeli şirketler arasında akdedilecek olan sözleşme ve yazışmaların yabancı dilde düzenlenmesi Kanun’un 1. maddesi ile yasaklansa da halihazırda uygulamada çoğu şirket bu maddeye aykırı davranmakta ve sözleşmeleri yabancı dilde akdetmektedir. Bunun yanı sıra, yine Kanun’un 2. maddesi kapsamında farklı görüşler ve Yargıtay kararı mevcutken şirketler Türkiye sınırları dahilinde akdettikleri sözleşmeleri yabancı dilde düzenlemekte veya çift dilli düzenleyerek yabancı dilin geçerli olacağını kararlaştırmaktadırlar. Hatta uygulamada özel şirketler haricinde, kamu müesseselerin dahi yabancı dilde sözleşme akdettikleri görülmektedir.

Sonuç olarak, Kanun’un halihazırda yürürlükte olması sebebiyle, sözleşme akdedecek tarafların söz konusu Kanun’un 1. ve 2. maddelerine uymaları gerektiği açıktır. Bu çerçevede, Kanun’un 1. maddesi yoruma açık olmadığından Türk şirket ve müesseselerinin aralarında tanzim ettikleri sözleşmeleri yabancı dilde düzenlemesi Kanun’un 1. maddesine aykırılık teşkil edecek olup Kanun’da yer alan yaptırımların taraflar açısından uygulanması söz konusu olacaktır. Ancak, Kanun’un 2. maddesindeki düzenleme hala tartışmalı olduğundan herhangi bir riskin yaşanmaması adına tarafların her halükarda yabancı dilin yanı sıra sözleşmenin Türkçe olarak da düzenlenmesi ve geçeri dilin Türkçe olacağının sözleşme kapsamında kararlaştırılması uygun olacaktır.

 

MAKALELER SAYFASINA DÖN
@