Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Ağustos 11, 2021

Tekne ve Yatların Üçüncü Ülkeler Nezdinde Tescili

Deniz Ticaret Hukuku
Okunma Süresi: 3 dakika

            Dünya yat piyasası gerek ülkemizde gerekse küresel ölçekte yaşanan ekonomik krizlerin olumsuz etkisine rağmen artan ivme ile büyümektedir. Bir lüks tüketim ürünü olan yatlar turizm, finansman veya kişisel kullanım amacıyla tercih edilmekte ve yat üretimi ve tescili konusunda faaliyet gösteren ülkeler için önemli bir gelir kalemi oluşturmaktadır.

            Bir deniz taşıtı olan ve uluslararası sularda seyredebilen yatların, bu özelliklerinden ötürü tabi olduğu hukukun ve kimliğinin tespiti açısından bir tescil ülkesi olması ve o ülkenin bayrağının çekilmesi zorundadır. Yatların (daha geniş anlamda gemilerin), nezdinde tescil edildiği ülke kanunları; yatın, yat sahipliği nedeniyle ortaya çıkan mali yükümlülüklerin ve yata üçüncü kişilerin müdahalesinin çerçevesini uluslararası hukuk düzleminde çizmektedir.

            Yat sahibi gerçek veya tüzel kişiler; satın aldıkları yatın tabi olacağı hukukun seçiminde vatandaşı veya kurulu oldukları ülke ile sınırlı olmayıp deniz araçları sicili tutan diledikleri bir ülkede –ilgili ülkenin tescil şartlarını yerine getirmek kaydı ile– yatlarını kaydettirip o ülkenin bayrağını çekebilmektedirler. Kişilerin yat tescilinde sahip oldukları bu özgürlük, dünyanın pek çok denizci ülkesi arasında sıkı bir rekabete yol açmıştır. Ülkeler gerek vergi avantajı gerekse çekilen bayrağın diplomatik gücü gibi avantajlar ile küresel çapta yat ve deniz taşıtı tescili için bir odak noktası olmaya gayret göstermektedirler. Zira, yatlar (ve tüm ticari deniz taşıtları) hem bizatihi kendisi hem de işletilmesi sonucunda yarattığı katma değer bakımından dünya ticareti için çok önemli bir yere sahiptir.

Amerika Delaware Eyaletinde Yat – Tekne Tescilinin Avantajları

            Yat tescili konusunda devletler arasında süregelen bu rekabetin en önde gelen oyuncuları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Delaware eyaleti gelmektedir. Delaware eyaleti, yalnızca yat ve diğer deniz taşıtı sahiplerine değil her türlü ticari faaliyet için uyguladığı vergi avantajları, tabi olunan hukuk düzenindeki yat sahipleri lehine olan düzenlemeleri ve düşük kayıt maliyetleri ile diğer denizci ülkelerden ayrışmaktadır. Bu nedenlerden ötürü de pek çok yat sahibi için güven duyulan bir bayrak devleti olmuştur. Nitekim yatlar, günümüzde, kişisel kullanımın ötesinde leasing, çarter ve benzeri hukuki ilişkilere konu olmaktadır. Dolayısı ile çoğu zaman yat, malikinin olduğu yerden binlerce deniz mili uzaklıkta seferde olabilmekte ve herhangi bir kaza ya da saldırı anında malikin fiili kontrolünde olmayan yatın en hızlı ve etkili hukuki korumaya sahip olması bir zorunluluk haline gelmektedir.

            Delaware eyaletini, yat sahibi gerçek ve tüzel kişiler için tercih sebebi kılan bir diğer neden ise yatın Delaware’de kurulacak sınırlı sorumlu bir tüzel kişi (LLP) adına kaydedilebilmesi ve yasal malikin, doğrudan yatın gerçek sahibi değil kurulacak işbu sınırlı sorumlu tüzel kişi olmasıdır. Bu uygulamanın avantajı, yat sahibi kişinin şahsi varlıkları ile yat arasında bir hukuki koruma kalkanı oluşturması ve yatın borçlarından dolayı sorumluluğun Deleware’de kurulan tüzel kişinin varlıkları ile sınırlı olup yatın asıl maliki olan kişinin varlıklarının, üçüncü kişilerce yöneltilebilecek alacak taleplerinden korunmasıdır. Delaware’de kurulacak bu şirket, Delaware yasalarına tabi genel bir ticari şirket olacağından yat sahipleri kuracakları işbu şirket ile yata ilişkin işlemlerle sınırlı olmaksızın diledikleri ticari faaliyette de bulunabilmektedirler.

            Sınırlı sorumlu tüzel kişiliğin yanı sıra Delaware eyaletinin ekonomisinde denizciliğin büyük bir paya sahip olması nedeniyle Delaware eyaletinde deniz taşıtının işletimi, gözetimi ve aracılık işlemleri için çok sayıda acente alternatifi bulunmakta ve Delaware mahkemeleri nezdinde deniz taşıtının karışabileceği çok çeşitli ihtilafa ilişkin pek çok içtihat bulunmaktadır. Zira, Anglo-Sakson hukuk sisteminin temeli içtihat hukukuna dayandığından yasaların ne şekilde yorumlanacağı ve mahkeme içtihatları o hukuk sistemindeki süjeler açısından son derece önemlidir.

            Çekilecek bayrak ülkesinin belirlenmesi ardından yat sahipleri açısından süreç; teknenin üzerine kaydedileceği sınırlı sorumlu şirketin kurulması, alınmak istenen yatın denize ve yola elverişliliğine ilişkin muayene ve sörveyin gerçekleştirilmesi, satış sözleşmesinin akdi, geminin satıcı ülke sicilinden terkini ve çekilecek bayrak ülkesine kaydedilmesi, çekilen bayrak ülkesindeki kayıt işlemlerinin tamamlanması, deniz taşıtı sigorta işlemlerinin yürütülmesi ile ödemenin anlaşılan koşullarda yerine getirilmesi adımları izlenerek yürütülmelidir. Bu işlemler sırasında hem satış konusu malvarlığının teknik muayene gerektirmesi hem de uluslararası hukuki bir işlemin yapılacak olması nedeniyle kişilerin bu konuda uzman acente, danışman ve hukukçularla süreci yürütmesi ileride daha büyük maddi ve idari zararların önüne geçmek için büyük önem taşımaktadır.

            Sonuç olarak; yat ve tekne sahipliği ister kişisel ister ticari amaçlarla olsun, önemli bir ekonomik varlık ve risk oluşturduğundan bayrak ülkesinin titizlikle seçilmesi, deniz taşıtının kullanım amacına göre bayrak ülkesinin yasal avantaj ve dezavantajlarının değerlendirilmesi ve tescil ülkesinin idari süreçlerini dikkate alarak kısa – orta ve uzun vadeli maliyet analizinin yapılması gerekmektedir.

Saygılarımızla,

Kılınç Hukuk & Danışmanlık

Deniz Ticaret Hukuku
Kılınç Hukuk ve Danışmanlık’ın yoğun çalışma alanlarından biri olan deniz ticaret hukuku kapsamında müvekkillerine...

DAHA FAZLA MAKALELER SAYFASINA DÖN
@