Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Okunma Süresi: 5 dakika

1.           PROJE FİNANSMANI KAVRAMI

Proje finansmanı, büyük projelerde, özellikle de Yap-İşlet-Devret modeli ile uzun süre devam ettirilmesi planlanan projelerde, sürecin uzunluğu göz önüne alındığında uzun dönemli finansal borçlanma sağlayan bir modeldir. Bu model ile, yatırım projelerini finanse eden kredi verenlerin kredi geri ödemesi ve sermaye karlılığı hesaplamalarında diğer modellerden farklı olarak proje dahilinde meydana gelen nakit akışı esas alınmaktadır. Diğer bir deyişle, proje finansmanı kredi alan tüzel kişinin doğrudan veya dolaylı hissedarlarının finansal desteği olmadan projenin zaman içerisinde elde edeceği kar ve içinde bulunduğu likidite üzerine kurulmuş bir sistemdir.

Belirli bir proje üzerine kurulan proje finansmanı, projenin türüne ve ölçeğine bağlı olarak birden fazla tarafa bağlı olarak meydana gelmektedir. Son yıllarda ülkemizde yaygınlaşan Yap-İşlet-Devret modelli projeler nedeni ile ise proje finansmanın tarafları arasında kamu kurum ve kuruluşlarının da yer alması sonucu meydana gelmektedir.

Proje finansmanında amaç projenin büyüklüğü nedeniyle finansmanın uzun bir döneme yayılması olduğundan, riskin dağıtılması için finansmanın tarafları çeşitlilik göstermektedir. Genel anlamda proje finansmanının hayata geçirilmesi için kredi sözleşmesi ile borç altına giren taraf proje şirketi yani proje için kurulmuş ve daha önce herhangi bir faaliyet olmayan özel amaçlı şirket (Special Purpose Vehicle “SPV”) olması gerekmektedir. SPVler haricinde proje finansmanının diğer tarafları SPV’nin hissedarları, kamu kurum ve kuruluşları, kredi verenlerdir.

2.           PARALEL BORÇ KAVRAMI

Paralel borç, yukarıda ad bahsedildiği üzere yüksek ölçekli proje finansmanlarında birden fazla kredi verenin olduğu kredi sözleşmelerinde yer almaktadır. Bu kapsamda kredi verenler ve kredi alan arasındaki ilişkinin tek bir kanal üzerinden devam etmesini sağlamak amacıyla kredi alanın, kredi verenlerden birine kredi sözleşmesinden doğan veya doğacak olan para borcunu, talep edilmesi halinde ödeyeceğini taahhüt etmesi sağlanır. Uygulamada kredi sözleşmelerinde yer alan teminat temsilcisi genellikle paralel borcun alacaklısı olarak düzenlenmektedir. Paralel borç ile kredi alanın borç miktarı sabit kalmakta ve kredi alan borcunun bir kısmını ya da tamamını kredi verenlere ya da paralel borç alacaklısına ödeyebilir.

Paralel borç, her zaman kredi ilişkisinden doğan borç miktarı eşit olduğundan, kredi miktarında faiz eklenmesi veya ibra olması sebepleriyle değişiklik meydana gelmesi durumda dahi ayrıca bir sözleşme veya protokol yapılmasına gerek olmaksızın paralel borç miktarı kredi tutarına eşit olacaktır. Bu kavramın “paralel borç” olarak adlandırılması da kredi borcuna paralel olarak kendiliğinden kredi tutarına eşit olmasından kaynaklanmaktadır.

3.           PROJE FİNANSMANINDA KULLANILAN TEMİNATLAR

Türk hukukunda kredi vermek özellikle bankaların temel faaliyetlerini teşkil etmekte olduğundan, bankalar söz konusu kredi riskini minimize etmek ve dolayısıyla diğer müşterilerinin menfaatlerini de gözetmek amacıyla kredi türüne göre teminat almaktadırlar. Dolayısıyla teminatın türü ve niteliği kredi riskine göre göre çeşitlilik arz etmektedir. Bu kapsamda uygulama sıkça kullanılan teminat türlerine aşağıda yer verilmektedir ve kredi türüne ve niteliğine göre kredi verenlerin aşağıdaki teminatlar haricinde güvence talep etmeleri de söz konusu olabilir.

 

3.1.       ALACAĞIN TEMLİKİ

Alacağın temliki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 183. ve 194. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Genel anlamda TBK’da alacağın temliki kavramının tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte alacağın temliki veya alacağın devri, mevcut bir alacağın alacaklısının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan yazılı bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesi olarak tanımlanmaktadır.

Proje finansmanında alacağım temliki, proje kapsamında proje şirketinin taraflar olduğu sözleşmelerden olan doğmuş veya doğacak olan alacakların kredi verenlere temlik edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Yukarıda da değinildiği üzere, bu şekilde kredi borcunun projenin gelirleri ile geri ödenmesi sağlanmaktadır. Böylece herhangi bir sebeple proje şirketinin kredi ilişkisi nezdinde temerrüde düşmesi durumunda, kredi verenler kredi borcunu proje şirketinin üçüncü kişilerden olan alacaklarından tahsil edebilmektedir. Bu doğrultuda uygulamada kredi verenler tarafından proje şirketinin tüm alacaklarına bildirimde bulunulmakta veya alacağın niceliğine bağlı olarak kredi verenler, kredi borçlusu proje şirketi ve üçüncü kişi borçlu arasında bir alacağın temliki sözleşmesi imzalanması söz konusu olabilmektedir.

Proje finansmanında yapılan alacağın temlikinde karşımıza “ardıl alacaklılık” kavramı çıkmaktadır. Ardıl alacaklılık kavramı Türk Hukuku’nda tanımlanmamış olmakla birlikte, bu kavram ile birincil yani imtiyazlı alacağın alacaklısının alacağını öncelikli olarak tahsil etmesini amaçlanmaktadır.

3.2.       HİSSE REHNİ

Türk Hukuku’nda hisse rehni ayrı bir kurum olarak düzenlenmemiştir ancak menkul rehni uhdesinde değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda hisse rehni, hisse rehin sözleşmesi ile kredi vadesi süresince kredi alan proje şirketinin kontrolünü ve temerrüt durumunda şirket hisselerinin elden çıkarılmasının amaçlandığı bir teminat çeşididir. Proje finansmanı kapsamında hisse rehni gerçekleştirilmesi için genel anlamda şirketin yeni kurulmuş olması tercih edilmektedir. Uygulamada ise hisse rehni genel olarak kredi sözleşmelerinde kredi kullandırımın ön koşulu olarak düzenlenmektedir. Aynı zamanda kredi verenler proje şirketinin sermayesini temsil eden hisse senetlerinin veya ilmühaberlerin basılarak rehin cirosu yapılmak suretiyle kredi verenlere teslimi de gerekmektedir.

Hisse rehni kavramı da “lex commissaria yasağı”na tabidir. “Lex Commissaria Yasağı”, rehin alacaklısının (kredi verenler) borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle rehin konusu şeye (bu durumda şirketin hisselerine) malik olmasını engelleyen bir yasaktır. Bu doğrultuda, kredi verenler kredi borçlusu proje şirketinin kredi sözleşmesi tahtında temerrüde düşmesi halinde rehnetmiş olduğu hisse senetleri ile proje şirketinin hissedarı olmasının önüne geçilmektedir.

3.3.       HESAP REHNİ

Proje finansmanı modeli, projenin nakit akışı üzerine kurulmuş bir sistem olduğundan kredi verenler tarafından projenin nakit akışının takip edilmesi ve nakit akışının doğru bir şekilde kullanılması önem arz etmektedir. Her ne kadar uygulamada hesap rehni kavramı yaygın olarak kullanılsa da burada asıl olarak ifade edilmek istenen hesapta bulunan mevduatın rehnedilmesidir.

Bu doğrultuda kredi verenler, proje şirketinin projenin nakit akışının gerçekleştirileceği bir hesap üzerinde rehin tesis etmek suretiyle nakit akışının doğru bir şekilde kullanılmasını sağlamaktadırlar. Ancak belirtmek gerekir ki, hesap rehni ile kredi borçlusu proje şirketinin proje gelirlerini kullanması veya proje gelirlerinin kredi verenlere ait olması sonu doğmamaktadır. Diğer bir deyişle, genel anlamda proje finansmanında proje hesapları herhangi bir temerrüt durumu oluşana kadar kredi borçlusu proje şirketinin kullanımın bırakılmakta fakat temerrüt durumu meydana gelmesi halinde ise kredi borçlusu proje şirketinin proje hesapları üzerindeki tasarruf yetkisi sona ermektedir.

3.4.       İPOTEK

İpotek, bir taşınmaz değeri üzerinden alacağın teminat sağlanması amacıyla hak sahibine alacağın öncelikli olarak tahsil edilmesi yetkisi tanıyan bir sınırlı ayni haktır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere ipotek yalnızca bir taşınmaz üzerine kurulmak zorunda olmayıp üst hakkı gibi tapu siciline kaydı mümkün olan bir taşınmaz değeri üzerinde de kurulabilmektedir. Ancak uygulamada taşınmazın veya taşınmaz değerinin zaman içerisinde değer kaybetmesi göz önünde bulundurularak uzun süreli proje finansmanlarında bir teminat türü olarak ipotek çok fazla tercih edilmemektedir.

3.5.       TİCARİ İŞLETME REHNİ

Uygulamada en çok tercih edilen proje finansmanı türlerinden biri de ticari işletme rehnidir. Ticari işletme rehni ile Ticari İşletme Rehni Kanunu ile ticari işletmenin ticaret unvanı, işletme adı, taşınır duran malvarlığı, rehin tescil anında mevcut ve işletmenin faaliyetine sürekli olarak özgülenmiş olan makine, araç, alet ve motorlu araçlar ile ticari işletmeye ait sınai haklar rehnedilebilmektedir. Ticari işletme rehninin kurulabilmesi için kredi verenler ve kredi borçlusu proje şirketi arasında ticari işletmenin bulunduğu sicil bölgesindeki bir noter tarafından düzenleme yolu ile tanzim edilecek bir ticari işletme rehni sözleşmesi ve on gün içerisinde bu sözleşmenin ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğünde tescil ve ilan edilmesi gerekmektedir.

4.           SONUÇ

Yukarıdaki hususlar ışığında, proje finansmanı tahtında kredi verenler uzun bir döneme yayılan kredi sürecinin güvencesi olarak birden fazla teminat almakta ve bu yolla hem kendi alacaklarını hem de dolaylı olarak diğer müşterilerinin menfaatlerini korumaktadır. Özellikle son zamanlarda uygulama alanı gelişen Yap-İşlet-Devret projelerinin büyüklükleri ve süreleri nazara alındığında proje finansmanı modelinin önümüzdeki yıllarda daha da gelişerek önem kazanacağı aşikardır. Bu noktada önemle belirtmek isteriz ki, proje kapsamında sağlanan tüm teminatlar kredi borcunun fer’isi olup kredi borcunun herhangi bir nedenle sona ermesi halinde geçerlilikleri ortadan kalkacaktır.

 

İşbu Bilgi Notu, sizlere bilgi ve faydalı olması amacı ile tavsiye maksadında hazırlanmış olup bilgi için sitemizde yer alan irtibat bilgilerimizden bizler ile her zaman iletişime geçebilirsiniz.

 

Saygılarımızla,

Kılınç Hukuk & Danışmanlık

 

MAKALELER SAYFASINA DÖN
@