Dil

+90 (212) 217 12 55 +90 (212) 217 12 54 info@kilinclaw.com.tr

Makaleler

Kategoriler

Arşiv

Telefon
+90 (212) 217 12 55
Ağustos 25, 2021

Üç Boyutlu Markaların Mevzuat Çerçevesinde Korunması

Fikri Mülkiyet Hukuku
Okunma Süresi: 3 dakika

I.  GİRİŞ

 

Günümüzde hızla gelişen teknoloji ve pazarlama olanaklarıyla markaların görünümleri farklı şekillerde tasvir edilebilmektedir. Marka hukuku kapsamında üç boyutlu işaretler geleneksel olmayan markaların en sık tercih edilen seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”)’nun 4. maddesi ile üç boyutlu markaların tescili mümkün işaretlerden olduğu anlaşılmaktadır. Ancak SMK’da bu markaların tesciline ilişkin kriterler ayrıca düzenlenmemiştir.

 

Bununla beraber üç boyutlu markalar muhteviyatları gereği özellikle grafik sunum ve malın doğasından kaynaklanan üç boyutluluğun marka olarak addedilmemesi gibi konulara yönelik olarak geleneksel markalara göre daha sıkı bir denetime tabii tutulmaktadırlar.[1]

 

II.    ÜÇ BOYUTLU MARKALARIN TESCİLİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KRİTERLER

 

Üç boyutlu markaların tesciline ilişkin ortaya çıkan en önemli husus SMK’nın 4. maddesinde düzenlenen malların veya ambalaj biçimlerinin ayırt edici, açık ve kesin anlaşılır nitelikte olması kriteridir.

 

Bu konuda Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”), ayırt edici olmayan bir üç boyutlu işaretin üzerindeki ambalajı nedeniyle üç boyutlu marka tesciline konu edilmesi ihtimalinin önüne geçmek amacıyla daha titizdir.

 

SMK’da yer alan malın doğası gereği ortaya çıkan şekillerin marka tesciline konu olmamasına dair düzenleme, üç boyutlu markaların değerlendirmesinde ortaya çıkmakta olan sorunlardan biridir.[2] Bu anlamda tıpkı geleneksel markalarda ürünlerin içeriklerinin ya da formülasyonlarının tescili mümkün olmadığı gibi ayırt edicilik ve özgünlük içermeyen, jenerik bir muz meyvesinin de üç boyutlu marka olarak tescili mümkün olmamaktadır.

 

Üç boyutlu marka başvurularında marka ile işaret ve figürün ilişkilendirilmesine dikkat edilmektedir. Zira ayırt edicilik ve markayla doğrudan ilişkili olarak iç içe bir varlık kazanmış olup olmadığı değerlendirilerek ürünün bahse konu şirkete ait bir marka haline gelip gelmediği incelenmektedir.[3] 

 

Örneğin, bir turşunun üç boyutlu marka olarak tescil edilmek istenmesi gerek markanın bağımsızlığı ilkesi gerekse markaların tescilinde aranan ayırt edicilik unsuruna ters düşmekte ve bu anlamda tescil mümkün olmamaktadır.

 

Öte yandan başvurularda üç boyutlu figürün ayırt ediciliğini kazandıran unsurların teknik gerekliliklerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı incelenmektedir.[4]

 

Ayrıca bir üç boyutlu figür üzerinde yapılan tasarımsal değişiklikler, ürünün direkt marka sahibi ile çağrıştırılmasına olanak sağlayacak derecede bir çağrışım yapmıyorsa bu tasarımların endüstriyel tasarım olarak korunması gerekmektedir.[5]

 

Nitekim uygulamada tasarımın uzun süreli korunması amacıyla marka korumasına başvurulabilmektedir. Marka başvurusunun bu kapsama girme ve reddedilme riski işlevsel bir eşya üzerine ambalaj/etiket ile özgünlük sağlanan üç boyutlu markalar için muhtemel olup, bu markalara ilişkin başvurudan önce tanınırlık ve çağrışım kriterlerinin karşılanıp karşılanmadığına dikkat edilmelidir.[6] Bu kapsamda üç boyutlu markalara ilişkin ayırt edicilik değerlendirmesinin geleneksel markalara dair kriterlerin yüksek algı ile yorumlanması şeklinde uygulandığı anlaşılmaktadır.[7]

 

III. TÜRKPATENT NEZDİNDE BAŞVURU SÜRECİ

 

TÜRKPATENT’in başvuru sisteminde üç boyutlu markalar için ayrı bir seçenek bulunmadığından üç boyutlu markaların iki boyutlu mahiyetinde algılanma durumu oluşabilmektedir. Bunun aksine AB marka başvuru sisteminde üç boyutlu figürlere ilişkin başvurular “shape mark” (şekil markası) başlığı altında ayrılarak gerçekleştirilmektedir.[8]

 

Üç boyutlu markaların başvurusu aşamasında, SMK’nın 7. maddesinde düzenlendiği üzere; (i)başvurunun üç boyutlu marka başvurusu olduğu hususunun başvuru formunda açıkça belirtilmesi, (ii)işaretin açık ve kesin olarak anlaşılır biçimde tek bir yönden ya da farklı açılardan görsellerinin eklenmesi gerekmektedir. Ayrıca görsellerin grafik sunumuna, markanın bütünlüğünü bozmayacak şekilde ve 591×591 JPG formatında olmasına dikkat edilmektedir. Başvuruda birden çok görselin kullanıldığı hallerde de bu şartlar korunarak üç boyutlu markayı farklı açılardan bütünen ortaya koyan, farklı kısım ve parçaları yansıtma amacı gütmeyen görseller seçilmelidir.

 

IV.                   AB-TÜRK MARKA HUKUKU KARŞILAŞTIRMASI

 

AB mevzuatı incelendiğinde, Türkiye’nin, AB’ye uyum sürecinin bir adımı olarak entegre bir marka mevzuatı oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Yargıtay’ın ve TÜRKPATENT’in uyum süreci ile başlayan AB’ye paralel tutumunu üç boyutlu markalar için koruduğu ve uyum sürecinden itibaren benzer doğrultuda kararlar verdiği görülmüştür.[9]

 

Üç boyutlu markalar hakkında Yargıtay ve Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”) kararları incelendiğinde her iki merci önüne getirilmiş olan bir Türk markasının örgü şeklindeki peynirine ilişkin marka başvurusu emsal olması açısından dikkat çekmektedir. Bu noktada, Türk mercilerinin kararlarını ABAD kararları ile birlikte incelediğimizde ilgili örgü peynir şeklinin aynı şekilde ayırt edicilikten yoksun bulunduğu ve bulunduğu sektör için tanımlayıcı niteliği haiz olduğuna dair değerlendirme yapıldığı görülmektedir.[10]

 

V.  SONUÇ

 

Marka hukukunun genel prensiplerinden olan ayırt edicilik unsuru başvuruya konu işaretin ürünün kendisini teşkil edebileceği ihtimalinden dolayı geleneksel markalara nazaran daha sıkı bir denetime tabii tutulmaktadır. Bu doğrultuda AB ve Türkiye’ye ilişkin bir kıyas yapıldığında mercilerin görüş birliğinde olduğu görülmektedir. Ne var ki, gelişen teknoloji üç boyutlu şekillere ilişkin yenilikleri de beraberinde getirmekte ve marka gösterim biçimlerini çoğaltmaktadır. Bu doğrultuda, üç boyutlu markaların yapısı gereği haksız yararlanmaların önüne geçilmesi adına mevcut halinden daha da detaylı ve kriterleri önceden ayrıştırılmış bir ayırt edicilik denetimine tabi tutulması üç boyutlu markaların fonksiyonelliği açısından önemlidir.

Saygılarımızla,

Kılınç Hukuk & Danışmanlık 

[1] ALKİBAY, Sanem; GENÇ, Ceren; Journal of Recreation and Tourism Research 2017, 4(2) , sf.16

[2] KARAHAN, Sami; SULUK, Cahit; SARAÇ, Tahir; NAL, Temel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İst. 4. Baskı, sf. 161-162

[3] YAPAR, Fulya; Türk Hukukunda Marka Olabilecek İşaretler, Ank. 2018, sf. 29, 124

[4] İbid.

[5] ÇOLAK, Uğur; Türk Marka Hukuku, İst. 4. Baskı, sf. 90

[6] ÇOLAK, sf. 89

[7] SULUK, KARASU, NAL, sf. 161

[8] https://euipo.europa.eu/tm/efiling/wizard.htm?execution=e2s1 (04.08.2021 tarihinde erişildi)

[9] YAPAR, sf. 4

[10] CJEU, T‑572/19, ECLI:EU:T:2020:129

Fikri Mülkiyet
Kılınç Hukuk & Danışmanlık, fikri mülkiyet hukuku kapsamında müvekkillerinin fikri ve sınai haklarından en etkin biçimde yararlanmaları....

DAHA FAZLA MAKALELER SAYFASINA DÖN
@